Silahların İnterneti: JADC2 ve ABMS

Askeri silah sistemleri üzerine hazırlanmış makale ve teknik analizlerin yayınlanacağı bölüm
Cevapla
Kullanıcı avatarı
KILIÇ
Site Başkanı
Mesajlar: 4772
Kayıt: 10 Tem 2012, 21:24
Yaş: 42

Silahların İnterneti: JADC2 ve ABMS

Mesaj gönderen KILIÇ »

Yazar: Arda Mevlütoğlu
Kaynak Adresi: https://www.siyahgribeyaz.com/2020/09/s ... .html#more

Silahların İnterneti: JADC2 ve ABMS

ABD Hava Kuvvetleri yaklaşık bir yıldır çeşitli testlerde BQM-167 uzaktan kumandalı jet motorlu hedef uçaklar vuruyor.
Bu, tek başına haber niteliği dahi taşımayan bir cümle. Zira ABD Hava Kuvvetleri, "hedef dron" olarak da bilinen bu tür uçakları test ve eğitimlerde sıkça vuruyor. Pek çok başka ülke gibi. Zaten bu tip uçakların görevi de bu: Eğitim, test ve değerlendirme faaliyetlerinde takip ya da hedef olarak uçmak; çoğu zaman da gösterişli bir şekilde patlayarak düşmek.

Ancak son bir yıldır BQM-167'ler, kendi elektromekanik beyinlerinin de muhtemelen hiç öngörmediği şekillerde ve silahlarla vuruluyorlar. Bunlar arasında, bir savaş uçağının ateşlediği havadan karaya lazer güdümlü roket; bir insansız hava aracından ateşlenen kısa menzilli havadan havaya füze, kundağı motorlu obüsten ateşlenen güdümlü top mermisi bulunuyor.

Bu tuhaf atıcı - silah - hedef eşleşmelerinin her biri bir haber. Ancak esas önem taşıyan, bunu mümkün kılan veri iletişim ve komuta - kontrol omurgası. Zaten bu testler de bahse konu omurganın geliştirme çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen faaliyetler.

Kurulmaya çalışılan yapı, tüm silah, sensör ve bilgi-iletişim sistemlerini birbirine bağlayacak bir çeşit "nesnelerin interneti" (Internet of Things - IoT) olarak nitelendirilebilir. Bu yapıya, daha doğrusu konsepte ABD Savunma Bakanlığının verdiği isim ise Joint All Domain Command and Control (JADC2).


JADC2

Joint All Domain Command and Control (JADC2), tüm harekât ortamlarını kapsayan müşterek bir komuta kontrol konseptini ifade ediyor. ABD Savunma Bakanlığının JADC2 ile hedefi, tüm kuvvetlerin (hava, kara, deniz, deniz piyadeleri ve uzay) tüm tespit, teşhis, takip sistemlerini tek bir iletişim şebekesinde birleştirmek. Gelecekteki muharebelerde karar ve eylemlerin dakika, hatta saniyeler mertebesinde gerçekleşmesi gerekeceğinden, tüm bu unsurlar arasında kesintisiz, gerçek zamanlı bir iletişim altyapısının kurulması hayati derecede önem kazanıyor.[1]

ABD Savunma Bakanlığı JADC2'yi, Uber uygulamasına benzeterek açıklıyor. Akıllı telefonlar üzerinden çalışan bir taksi uygulaması olan Uber'de, hizmeti kullananlar (müşteri) ile hizmet sağlayanlar (sürücü) uygulamanın farklı sürümlerini kullanıyor. Uber uygulamasının koşturduğu algoritma, müşterinin konumuna göre en uygun sürücüyü tespit edip kendisine bir görev ataması gerçekleştiriyor. Daha sonra da her iki tarafın konumlarına göre buluşmaları sağlanıyor ve istenen yere ulaşılmasından sonra da ödeme işlemi yine uygulama üzerinden gerçekleştiriliyor. Tüm bu işlemler, kablosuz internet (WiFi) veya cep telefonu şebekesi üzerinde çalışıyor.[2]

JADC2'de de hedeflenen, bulut bilişime benzer bir mimaride, tüm farklı kuvvet komutanlıklarının unsurlarının birbirlerine karıştırma / aldatmaya dayanıklı bir iletişim altyapısı ile bağlanması; gerçek zamanlı veri alışverişi gerçekleştirmesi ve tehdide en uygun karşı tedbirin yapay zeka ve makina destekli bir karar alma mekanizması ile geliştirilmesi.

Bu hedef de kendi içinde çözülmesi gereken zorlu teknik sorun ve aşılması gereken engelleri barındırıyor.

Her şeyden önce, bilgi, iletişim ve algılayıcı sistem teknolojilerindeki gelişmeler ile birim zamanda toplanan, depolanan, işlenen ve paylaşılan verinin boyutu geometrik olarak artmış durumda. Bu veri akışını hatta selini muharebe şartlarında, geniş bir harekât sahasında, farklı konum ve süratlerdeki hava, kara, deniz ve uzay unsurları arasında bilhassa elektronik ve siber harp ortamında kesintisiz şekilde sağlayabilmek, bugünün teknik imkân ve kabiliyetlerini aşıyor. Çok uzak olmayan bir gelecekte böyle bir altyapının kurulması kuşkusuz mümkün olacaktır ancak mevcut teknolojik gelişmişlik kapasitesi, ABD ölçeğindeki bir ülke için bile hala sınırlı ölçekli denemelere izin verecek noktada.

Bir diğer bariyer ise teşkilat ve idare cephesinde. Kuvvetler arasında yapay zeka ve otonominin bu kadar ön planda olduğu bir tümleşik yapı, klasik yatay ve dikey teşkilatlanma yapısında eninde sonunda değişimleri tetikleyecektir. Hatta bu yekpare yapının, kuvvetler arasında ve kuvvetlerin kendi içlerinde sınıflar arasındaki ayrımları belirsiz hale getirmesi bile söz konusu olabilir. Dahası, yapay zeka ve makina öğrenmesinin bu kadar ağır sorumluluk alacağı bir komuta kontrol sisteminde insan faktörü yeri, etkinliği ve önemi ayrı bir hararetli tartışma konusu olacaktır.

ABD'yi JADC2 konsepti üzerinde yoğunlaşmaya iten en önemli etken, Rusya ve Çin'in A2/AD (Anti Access Area Denial; Erişimi Engelleme / Bölgeden Men etme) kabiliyetlerini geliştirmek için yaptıkları yatırımlar. Her iki ülke de hava savunma sistemleri, kıyı konuşlu gemisavar füzeleri, hipersonik de dahil olmak üzere seyir füzeleri ile elektronik harp ve siber harp sistemlerini bir arada kullanarak, Baltık, Doğu Avrupa, Karadeniz, Güney Çin Denizi gibi sahalarda "ölüm bölgeleri" kurmaktalar. Olası bir kriz ya da çatışma durumunda bu bölgelere girmek ya da bu bölgelerde harekât gerçekleştirmek, mevcut silah ve sensör sistemleri ile çok zor; büyük kayıpların yaşanması söz konusu olabilir. Çok kısa sürmesi muhtemel bir çatışma senaryosunda A2/AD sahalarının bertaraf edilebilmesi için, dağıtık mimari üzerinde şekillenmiş bir vurucu gücün kurulması gerekliliği tespit edilmiş. Halihazırda envanterde bulunan komuta kontrol, istihbarat ve elektronik harp platform ve sistemlerinin büyük kısmının, böyle bir harekât ortamının gerektirdiği veri toplama, işleme ve dağıtma süratlerine sahip olmadıkları değerlendirmesi yapılmış.[3]



ABMS

ABD Hava Kuvvetleri JADC2 konsepti kapsamında, Advanced Battlefield Management System (ABMS) adını verdiği komuta kontrol ve muhabere sistemini geliştiriyor. Başka bir deyişle ABMS, JADC2'ye giden yolda ABD Hava Kuvvetlerinin önerdiği çözüm yolu; elde edilmek istenen kabiliyetin üzerine çatılacağı omurga.

ABMS projesi esasen, E-8C JSTARS savaşalanı komuta kontrol uçağının yerini almak üzere yeni bir sistemin geliştirilmesi için başlatılmıştı. Kısaltmanın ilk hali "Airborne Battle Management System" (Hava Konuşlu Savaş Yönetim Sistemi) idi. Ancak zaman içerisinde dağıtık mimari üzerinde, tüm sensör ve silahların birbirine bağlandığı bir proje, daha doğru bir ifadeyle "sistemler sistemi" kavramına dönüştü ve şimdiki adını aldı. ABD Hava Kuvvetlerinin 2021 mali yılında proje için talep ettiği bütçe USD3.3 milyar.[4]

Projenin pürüzsüz bir şekilde ilerlediğini söylemek mümkün değil. Hem kuvvetler arası görüş farklılığı hem de ABMS’nin kurgusundan kaynaklanan bazı ciddi sorunlar söz konusu.[5]

Tüm orduların kaderi olan kuvvetler arası rekabet, burada da mevcut elbette: ABD Hava Kuvvetleri JADC2 kapsamındaki faaliyet ve projelerde, muhtemelen Tedarik, Teknoloji ve Lojistikten Sorumlu Hava Kuvvetleri Bakan Yardımcısı Will Roper'ın hırs ve girişkenliğinin de etkisiyle, öncü konumda görünüyor. Ancak JADC2 için ABMS'nin altlık olarak kullanılması önerisine ilk ve en yüksek sesli itiraz, ABD Kara Kuvvetlerinden geldi. İtirazın temelindeki argüman oldukça basitti: Kara birliklerinin, bu kadar "hava odaklı" bir mimariye uyum sağlaması mümkün değil.[6]

Bu iki kuvvetin yaklaşımlarında farklılığın önemli bir nedeni, algılayıcı sistemler ve silahlar ile ilgili yapısal farklılıkları: Kara kuvvetlerinde her bir piyade aynı zamanda hem bir silah hem de bir sensör anlamına gelirken hava kuvvetleri için sensör ve silah, uçak odaklı ele alınıyor. Bu temel yapıtaşları farklı şekillerde hareket ediyor, algılıyor, ateş ediyor ve taktik manevra yapıyor. Bu farklılıklardan dolayı da birim zamanda ürettikleri, işledikleri, depoladıkları, paylaştıkları ve ihtiyaç duydukları veri miktarları çok farklı oluyor, tabi buna bağlı olarak da veri iletişim menzilleri, gereken bant genişlikleri de. Dahası, kara kuvvetleri tugay - tabur yapılanması içinde aynı anda binlerce asker, araç ve platformu takip etmek durumundayken, hava kuvvetlerinin ölçek gereksinimi kol ya da filo yapısı içinde en fazla onlarca hava aracı ile sınırlı kalıyor. Bir hava harekâtı sırasında belli bir hava sahası içinde takip edilmesi gereken dost, düşman ve sivil hava unsurlarının sayısı üç haneyi nadiren zorlayabilecekken, bir kara harekâtında takip edilmesi gereken birim sayısı için birkaç bin bile mütevazı kalabilir.

ABMS projesine yönelik en sert eleştiri, Nisan ayında ABD'nin Sayıştay'ı konumundaki GAO (Government Accountability Office - Hükümet Hesap Verebilirlik Dairesi) tarafından geldi.

GAO tarafından hazırlanan bir rapora göre, ABD Hava Kuvvetleri, geliştirme ve uygulama takvimini kısaltmak için projeyi benzeri görülmemiş bazı yaklaşımlar ile kurguladı. Buna göre ABMS, böyle bir projede bulunması gereken somut isterler, teknoloji edinim yol haritası, maliyet tahminleri ve yapılabilirlik etüdü gibi temel unsurlar olmadan başlatıldı.[7]

GAO'nun 28 sayfalık raporunda, ABD Hava Kuvvetlerinin projeden ne istediğini, neden istediğini, neye nasıl ulaşmak istediğini net bir şekilde tanımlamadığını örneklerle sunuluyor. Raporun sonuç ve öneriler kısmında da Hava Kuvvetleri Bakanlığına, Will Roper'ın makamına ABMS projesi için teknoloji kazanım yol haritası hazırlanması talimatını vermesini tavsiye ediyor. İlaveten proje için maliyet tahmini, yapılabilirlik etüdü ve proje ile ilgili tedarik mekanizmasının kurulması için Roper'ın görevlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Rapora karşı ABD Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral David Goldfein, GAO'nun projenin ulaşmış olduğu en son teknik seviye ve bazı gizli kısımları ile ilgili yeterli bilgi sahibi olmadığı şeklinde bir savunma getirdi. Ancak bu savunması, rapordaki eleştirilerin proje yönetimi ile ilgili temel hususlara dair tespitlere yanıt vermekten epey uzaktı.[8]

Raporu, özellikle bu son kısmın bakımından ABD savunma bürokrasisi içindeki güç mücadelesinin bir yansıması olarak da değerlendirmek mümkün. Tam bu ortamda, ABD Savunma Bakanı Mark Esper'in 16 Eylül günü ABD Hava Kuvvetleri Derneğinin (Air Force Association) konferansında yaptığı konuşmadan ABMS'den övgüyle bahsetmesi ve bu projenin önemini vurgulaması hem Roper'ı rahatlattı hem de ABD Hava Kuvvetlerinin diğer kuvvetlere karşı JADC2 kapsamında psikolojik üstünlüğünü pekiştirdi.[9]


ABMS Onramp #1

“ABMS Onramp” adı verilen ABMS’nin ilk saha denemeleri, 15 – 18 Aralık 2019 tarihleri arasında yapıldı.[10] Bu testte, ABD deniz, hava, kara kuvvetleri ve deniz piyadeleri orduları ABD anakarasına seyir füzeleri ile yapılan bir saldırı senaryosunda, birbirleri ile veri alışverişi teknik ve usullerini denediler. F-16'nın hedef uçağına dönüştürülmüş modeli olan QF-16'larla yapılan temsili seyir füzesi saldırısına karşı, Arleigh Burke sınıfı bir destroyer, hava kuvvetlerine ait F-22, deniz kuvvetlerine ait F-35, kara kuvvetlerine ait bir HIMARS güdümlü topçu roketi bataryası ve özel kuvvet unsurları, bir ağ şebekesi içinde gerçek zamanlı olarak hedef, durum ve taktik resim verisi alışverişi yaptılar. Amaçlanan, ABMS'nin yapay zeka ve makina öğrenmesi algoritmaları desteği ile farklı kuvvetlerin farklı tiplerdeki platformlarının algılayıcı sistemlerinden toplanan verileri birleştirmesi, işlemesi, hedefin imhası için en uygun silahın belirlenip yönlendirilmesi kabiliyetlerinin testi idi.[11]

Deneme ile ilgili paylaşılan haberlerde, 28 test kaleminden 26'sında başarı elde edildiği kaydedilmişti.[12] Bunlardan belki de en önemlilerinden biri, uzun süredir eleştiri konusu olan F-35 ve F-22'nin birbirleri ile veri alışverişi yapamama sorunun aşılmış olması. F-35'te kullanılan MADL (Multifunction Advanced Data Link) ve F-22'deki IFDL (Infra Flight Data Link) veri bağı sistemleri, farklı iletişim protokolleri kullandıkları için, birbirleriyle gerçek zamanlı olarak konuşamıyorlardı. Testte ABMS üzerinden her iki veri bağının birbiriyle irtibatı sağlandı. Bir diğer dikkat çekici deneme, bir AC-130 silahlı nakliye uçağının, SpaceX firmasının alçak yer yörüngesine yerleştirdiği Starlink mini iletişim uyduları ile iletişim kurması ve bu uydular üzerinden geniş bant veri alış-verişi gerçekleştirmesiydi.

F-16C - AGR-20A - BQM-167

ABMS saha testlerinden hemen sonra 19.12.2019 tarihinde, ABD Hava Kuvvetleri 85'inci Test ve Değerlendirme Filosuna ait bir F-16C tipi savaş uçağı, Florida açıklarında, temsili seyir füzesi olarak uçan BQM-167 tipi bir hedef dronu AGR-20A (APKWS II - Advanced Precision Kill Weapon System) tipi bir lazer güdümlü roketle vurarak düşürdü.[13]

BAE Systems firması tarafından geliştirilip üretilen AGR-20A, özellikle helikopterler ve hafif taarruz uçakları tarafından kullanılan 70mm çaplı Hydra tipi roketlerin burnuna, lazer arayıcı başlık ve hareketli kanatçıkların eklenmesiyle isabet hassasiyeti artırılmış bir güdümlü roket sistemi. Kara hedeflerine taarruz sırasında hava koşulları ve aerodinamik etkilerden kaynaklanan saçılımı en aza indirgemek; hedef başına harcanan roket sayısını azaltmak ve isabet hassasiyetini artırmak için geliştirilmiş bir yöntem: Aynı JDAM veya HGK tipi güdümlü bombalarda, klasik bombaya güdüm kiti takılması gibi; klasik rokete eklenen bir güdüm kiti ile düşük maliyetli bir güdümlü roket elde ediliyor.

Testin hangi senaryo ile yapıldığı; rokette kullanılan harp başlığı ve tapa hakkında fazla bilgi açıklanmadı. Ancak açık kaynaklarda yapılan değerlendirmelerde, "hit to kill" (imha için çarpma) yönteminin kullanılmış olabileceği geçiyor. Yani bu değerlendirmeler doğru ise, AGR-20A, hedef uçağı, ona çarparak imha etmiş. Bir diğer olasılık ise, yaklaşma tapasının (proximity fuse) kullanılmış olması. F-16C BQM-167 dronunu, üzerinde taşıdığı, Türk Hava Kuvvetlerinde de kullanılan AN/AAQ-33 Sniper tipi hedefleme podu ile tespit ve takip etmiş; Sniper podundaki lazer işaretleme sistemi, roketi tevcih etmiş.[14]

Testin amacı, ABD anakarasının başta seyir füzelerine karşı olmak üzere hava savunmasında AIM-120 AMRAAM orta menzilli havadan havaya güdümlü füzelere düşük maliyetli bir alternatif olarak AGR-20A lazer güdümlü roketlerinin kullanılabilirliğinin denenmesi idi. Yedi tüplü LAU-131 fırlatıcısı ile bir seferde 14 adet taşınabilen AGR-20A, uygun bir tapa ve harp başlığı ile bu gibi hedeflere karşı çok daha uygun bir silah olarak kullanılabilir.

ABD Hava Kuvvetlerinin elindeki F-16'ların bir kısmını Northrop Grumman üretimi AN/APG-83 SABR (Scalable Agile Beam Radar) adlı AESA (aktif elektronik taramalı dizin) radarlarla donattığı ve SABR radarı ile Sniper podunu entegre kullanmayı planladığını not etmekte fayda var.

ABMS Onramp #2

ABMS'nin saha testleri kapsamında ikinci ve çok daha kapsamlı test, 31 Ağustos - 3 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirildi. ABD anakarasına düzenlenen seyir füzesi saldırıları senaryolarının koşturulduğu testlerde ABMS'nin çok farklı platform ve sensörleri birbiriyle konuşturması ve hedefe yönlendirmesi kabiliyetleri denendi.[15] [16]

Fiili atış denemeleri kapsamında, temsili seyir füzesi olarak toplam altı adet BQM-167 hedef uçağı kullanıldı. BQM-167'ler, ABMS tarafından sevk ve idare edilen şu silahlar ile vuruldu:[17]

- M109A7 Paladin kundağı motorlu obüsten ateşlenen HVP (Hyper Velocity Projectile) güdümlü mermisi

- M110 kundağı motorlu obüs kundağına takılmış Advanced Gun System (AGS) namlusundan ateşlenen HVP.[18] AGS, DDG1000 Zumwalt sınıfı destroyerin ana silahı olarak geliştirilmişti.[19]

- F-16 savaş uçağından ateşlenen AIM-9X Block II Sidewinder kısa menzilli havadan havaya füze

- MQ-9 Reaper insansız hava aracından ateşlenen AIM-9X Block II Sidewinder[20]

- Yerden ateşlenen AIM-9X Block II Sidewinder.

Değerlendirmeler


Hedef uçağın Reaper İHA'sından ateşlenen AIM-9X ile ya da bir obüsten ateşlenen güdümlü top mermisi ile vurulması son derece etkileyici başarılar. İHA'ların havadan havaya muharip kabiliyetleri, başta durumsal farkındalık, sürat ve çeviklik hususları olmak üzere bir takım etkenlerden dolayı oldukça kısıtlı. İHA'nın kendi üzerinde taşıdığı algılayıcı sistemlerin herhangi bir anda arama - tarama yapabildikleri bölge sınırlı; bu da, hava savaşı gibi saniyelerin büyük önem taşıdığı durumlarda büyük dezavantaj. Ancak çevredeki farklı elektromanyetik ve elektrooptik sistemlerin topladığı veriler gerçek zamanlı olarak İHA'ya iletilebilir ve İHA bunları, çevresindeki üç boyutlu uzaydaki dost, düşman ve tarafsız hava araçlarının konum, durum ve manevralarını algılayabilecek şekilde kendi sensör verileri ile harmanlayabilirse, bu testte görüldüğü üzere hava savunmasında belli görevleri üstlenmesi mümkün olabilir.

Kara ve deniz konuşlu top namlusundan ateşlenen HVP gibi yüksek süratli güdümlü mühimmatların, çok hassas hedef konum ve rota bilgileri ile hesaplanan önleme noktasına tevcih edilmesiyle, başta seyir füzeleri ve İHA'lara karşı olmak üzere düşük maliyetli hava savunma çözümlerinin geliştirilmesi mümkün olabilir. Bu aynı zamanda kendi tümleşik hava savunma sistemlerin çeşitli nedenlerle sahip olmayan kara birliklerinin, bazı koşullarda kendi hava savunmalarını sağlayabilmelerine de olanak verebilir.

Bunlar, münferit sistem seviyesinde olağanüstü gelişmeler ve muharebe sahasında yeni imkân ve kabiliyetler vaat ediyorlar. Ancak tüm bu sistem, proje ve testlerin odağında, silahlı kuvvetlerin piyadesinden destroyerine, savaş uçağından roketine her bir bileşenini bir veri iletişimi omurgası ile birbirine bağlama; tüm bu farklı aktörlerin duyu organlarının topladıkları verileri birleştirme amacı var. Uzun zamandır farklı harf kalabalıkları ya da gösterişli terimlerle tanımlanan bir olgu bu. ABD özelinde şimdilik en güncel adı JADC2.

JADC2 konseptinin hayata geçmesi önündeki en önemli engel teknik ya da teknolojik nitelikli değil. Farklı kuvvet komutanlıklarını bir araya getirebilecek, birlikte uyum içinde çalışmalarını sağlayabilecek bir ortam, müşterek algı ve fikir ile bir üst otoritenin varlığı gerekiyor. Bu üst otorite kağıt üstünde, ABD Başkanlığı ya da Savunma Bakanlığı makamları olabilir ancak ABD'nin devlet aygıtının yapısı, kurumlar arası ve kurum içi dengeler gibi hususlar belirleyici rol oynadığı için, böyle bir derin, uzun vadeli konuda sağlıklı bir işbirliği ve iletişim sisteminin kurulması imkansız olmasa bile çok zor hale geliyor. JACD2 gibi çok sayıda irili ufaklı projelerde oluşan bir konseptin düzgün bir şekilde kurgulanıp yönetilebilmesi bile başlı başına bir teşkilat ve düşünce değişim ve dönüşümünü gerektiriyor.

Kuvvet komutanlıklarının halihazırda kullandıkları komuta - kontrol, muhabere ve bilgisayar altyapılarının hepsi, kendi ihtiyaç, öncelik, harekât ortam ve şartlarına uygun olarak seçilmiş, tedarik edilmiş ve uyarlanmış sistemlerden oluşuyor. Bunların veri toplama, depolama, işleme, paylaşma ve kıymetlendirme şekil, sürat, biçim ve sair kabiliyetleri de bu etkenler doğrultusunda şekillenmiş bulunuyor. Dahası, F-35 - F-22 örneğinde görüldüğü üzere aynı kuvvetin iki farklı platformunun dahi birbiriyle gerçek zamanlı veri alışverişini yapamadığı ya da bunun için ilave yatırım gerektirdiği durumlar olabiliyor. Böyle bir başlangıç koşulu, JADC2 gibi bir "nesnelerin internetinin silahlı olanı" fikrini en iyimser ihtimalle uygulanması oldukça zor hale getiriyor.

Mevcut ve yakın gelecekte müsait hale gelecek teknolojilerin sunacakları imkan ve kabiliyetler, 5G ve Starlink örneklerinde görüldüğü üzere, anılan teknolojik bariyerlerin önemli kısmını aşmayı mümkün kılabilir. Üzerine yapay zeka ve makina öğrenmesi kabiliyetlerinin eklenmesiyle de insan faktörünün, ortam koşullarının ya da teknik kısıtlamaların üstesinden belirli ölçüde gelinebilir.

JADC2 ve ABMS ile ilgili tartışma ve gelişmeler takip edildiğinde, ABD askeri - endüstriyel kompleksinin geçirdiği dönüşüme dair çok önemli bazı ipuçlarını yakalamak mümkün. ABD Hava Kuvvetlerinin ABMS'i tarif ederken Uber uygulamasını örnek olarak kullanması, sivil bilgi ve iletişim teknolojilerinin askeri teknolojiler ile girdiği rekabette geldiği konumu göstermesi açısından manidar. ABMS projesi ile ilgili ABD Hava Kuvvetlerinin yaptığı proje çağrıları ve endüstri ile işbirliğinde özellikle yazılım ve iletişim sektöründeki "start-up" firmaları hedeflemesi de dikkat çekici. Elon Musk'ın SpaceX şirketinin iddialı iletişim uydu projesi StarLink'in doğrudan ABMS denemelerinde kullanılması, ABD ordusu ile dirsek temasında olan Musk'ın işlevi hakkında fikir veriyor. Öte yandan bulut bilişim altyapısı için Amazon ve Microsoft ile yapılan çalışmalar da malum.

Tüm bu sıralananlar, esas itibariyle ABD'ye özgü sorunlar değil elbette. Bilgi - iletişim teknolojilerinin dayattığı dönüşümün sancıları. Bu dönüşüme, teknolojik determinizmin tuzağına düşmeden, öncelikle düşünsel / felsefi ölçekte, insan katmanında başlamak gerekiyor.


Kaynaklar:

[1] "Joint All Domain Command and Control", Congressional Research Service, 25.08.2020, https://fas.org/sgp/crs/natsec/IF11493.pdf

[2] "Giving Airmen the Edge: The Promise of JADC2", Air Force Magazine, 18.09.2020, https://www.airforcemag.com/giving-airm ... -of-jadc2/

[3] "Joint All-Domain Command and Control (JADC2)", Missile Defense Advocacy Alliance, 30.06.2020, https://missiledefenseadvocacy.org/defe ... rol-jadc2/

[4] Sydney Freedberg, Jr., "Air Force ABMS: One Architecture To Rule Them All?", Breaking Defense, 08.11.2019, https://breakingdefense.com/2019/11/air ... -them-all/

[5] Valerie Insinna, "Is the Air Force’s Advanced Battle Management System program gearing up to be the next major acquisition failure?", C4ISRNet, 20.04.2020, https://www.c4isrnet.com/c2-comms/2020/ ... n-failure/

[6] Sydney Freedberg Jr., "ABMS Can’t Be ‘Sole Solution’ For Joint C2, Army Tells Air Force — Exclusive", Breaking Defense, 22.01.2020, https://breakingdefense.com/2020/01/abm ... exclusive/

[7] "Action Is Needed to Provide Clarity and Mitigate Risks of the Air Force's Planned Advanced Battle Management System", US GAO, https://www.gao.gov/assets/710/706165.pdf

[8] Valeri Insinna, "Top Air Force general defends Advanced Battle Management System from critical report", C4ISRNet, 23.04.2020, https://www.c4isrnet.com/battlefield-te ... em-report/

[9] Theresa Hitchens, "Esper Signals Importance Of All Domain & ABMS At AFA", Breaking Defense, 16.09.2020, https://breakingdefense.com/2020/09/esp ... ms-at-afa/

[10] Valerie Insinna, "The Air Force just conducted the first test of its Advanced Battle Management System", C4ISRNet, 20.12.2019, https://www.c4isrnet.com/air/2019/12/21 ... nt-system/

[11] Theresa Hitchens, "First Multi Domain C2 Exercise Planned: ‘ABMS Onramp’", Breaking Defense, 06.12.2019, https://breakingdefense.com/2019/12/fir ... omain-one/

[12] Valerie Insinna, "The Air Force tested its Advanced Battle Management System. Here’s what worked, and what didn’t", C4ISRNet, 22.01.2020, https://www.c4isrnet.com/air/2020/01/22 ... hat-didnt/

[13] Joseph Trevitchik, "Air Force Tests Laser Guided Rockets In The Air-To-Air Role To Shoot Down Cruise Missiles", The Drive, 23.12.2019, https://www.thedrive.com/the-war-zone/3 ... e-missiles

[14] Kelsey Atherton, "A drone was destroyed by ... a F-16 with a guided rocket?", C4ISRNet, 26.12.2019, https://www.c4isrnet.com/unmanned/2019/ ... ed-rocket/

[15] "U.S. Air Force Holds Second Field Test of Advanced Battle Management System (ABMS)", DefPost, 07.09.2020, https://defpost.com/u-s-air-force-holds ... stem-abms/

[16] Theresa Hitchens, "ABMS Demo Proves AI Chops For C2", Breaking Defense, 03.09.2020, https://breakingdefense.com/2020/09/abm ... ps-for-c2/

[17] Brian Everstine, "‘Smart’ Bullet Downs Cruise Missile in 2nd ABMS Test", Air Force Magazine, 04.09.2020, https://www.airforcemag.com/smart-bulle ... abms-test/

[18] "Advanced gun System (AGS) trials during Advanced Battle Management Systems (ABMS) test", The Dead District, 17.09.2020, https://thedeaddistrict.blogspot.com/20 ... uring.html

[19] Thomas Newdick ve Tyler Rogoway, "Testing Points To Relevance Of Hyper Velocity Projectile For Zumwalt Destroyer's Dormant Guns", The Drive, 17.09.2020, https://www.thedrive.com/the-war-zone/3 ... rmant-guns

[20] Joseph Trevitchik, "MQ-9 Reaper, Howitzer, Rocket Toting F-16 All Shoot Down Mock Cruise Missiles In Huge Test", The Drive, 11.09.2020, https://www.thedrive.com/the-war-zone/3 ... -huge-test

Cevapla