ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Türk ve Dünya Savunma Sanayii ile ilgili genel konular, tartışmalar, haberler, görüşleriniz...
Tulga
Süvariler
Mesajlar: 928
Kayıt: 11 Eki 2016, 08:16
Yaş: 40

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Tulga »

Tyras yazdı: 26 Tem 2022, 15:24 Şimdi bu senaryoda Türkiye ve Azerbaycan'ın yapması gereken bellidir. Eğer ABD bir harekat başlatırsa, Türkiye ve Azerbaycan Tebriz-Gilan bölgesine hızlıca girmek üzere planlarımız hazır olmalıdır.

Bu durumda ben kendim için önemli olanı koruma altına aldım, geri kalanı ne yaparsan yap denilir.

Bundan sonra kurulacak İran hükümeti bizle iyi olsun veya kötü olsun, Hazar'a ulaşan Türkiye-Azerbaycan birliği coğrafi/ekonomik olarak avantajlı konumda olacaktır.

Onlarda zararlarına olacak bir düşmanlığı ilelebet sürdüremeyeceklerdir.

Bununla beraber, bu senaryoda ileri harekatımız sayesinde Güney Azerbaycan Türkleri mültecileşmeyecek, diğer milletlerden gelecek mülteci yükünün üstüne binmeyecektir.

İran'ı karıştıralım mı ? kesinlikle hayır
İran'a karşı tek başımıza işgal planları kuralım mı? kesinlikle hayır
Ama İran'a karşı başarılı olacağı belli olan ABD merkezli güçlü bir koalisyon saldırısı olursa, kendi çıkarlarımız korumak adına müdahil olmalı mıyız? Kesinlikle evet.

Benim öngörülerim bu şekilde.
Hocam 2011'de Suriye'de yapmamız gerekeni İran için yazmışsınız. Her durumda strateji aynı zaten. Sadece yanlış okuyup Rusya öncesi girmedik. Bizi bugüne getiren bu oldu. Suriye geçmişte kaldı. Öyle veya böyle birseyler olacaktır zaten. Lakin İran hususunda yukarıdaki düşünceye kesinlikle katılıyorum. Türkiye-Azerbaycan özelinde mutlak hayata geçirilmesi gereken bir husus. Sadece Türk coğrafyası ile sabit fiziki bağ kurmakla kalmayıp enerji ve Ticaret yolu olarak da hakim noktaya ulaşılır.

Sadece ufak bir sorun olabilir. O da bu hamleye Rusya ve Çin nasıl karşılık verir?

Kullanıcı avatarı
Tyras
Süvariler
Mesajlar: 1365
Kayıt: 18 Haz 2014, 00:21
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Tyras »

Tulga yazdı: 26 Tem 2022, 16:00 Hocam 2011'de Suriye'de yapmamız gerekeni İran için yazmışsınız. Her durumda strateji aynı zaten. Sadece yanlış okuyup Rusya öncesi girmedik. Bizi bugüne getiren bu oldu. Suriye geçmişte kaldı. Öyle veya böyle birseyler olacaktır zaten. Lakin İran hususunda yukarıdaki düşünceye kesinlikle katılıyorum. Türkiye-Azerbaycan özelinde mutlak hayata geçirilmesi gereken bir husus. Sadece Türk coğrafyası ile sabit fiziki bağ kurmakla kalmayıp enerji ve Ticaret yolu olarak da hakim noktaya ulaşılır.

Sadece ufak bir sorun olabilir. O da bu hamleye Rusya ve Çin nasıl karşılık verir?
Çin'in işine gelir. Kuşak yol projesi, ABD'nin deniz ablukası halinde Avrupa ve güzergah üzerindeki ülkeler ile ticarette karayolu alternatifi oluşturmak üzere kurulu.

-Rusya, yaptırımlar nedeniyle denklem dışı kaldı.
-İran olası bir harekatta denklem dışı kalacak.

Bu durumda bizim, Orta asya'ya çıkış yolumuz aynı zamanda Çin'in kuşak yol projesinin de tek bağlantı yolu olacaktır.

Rusya'nın tepkisi yakında tartılacak. Kazakistan, Azerbaycan üzerinden Avrupa'ya Rusya'dan bağımsız olarak gaz transferine küçük çapta başlayacak bu sene.

Eper Ukrayna'da daha fazla yorulurlarsa, bu durum gerçekleşir. Eskiden Rusya için ciddi bir felaket senaryosuydu bu, ve çok sert tepki vermeleri beklenebilirdi. Lakin Rusya zaten AB pazarını gözden çıkarmak zorunda bırakılacak gibi. Bunu da öngörüp, yeni bir kriz çıkarmak istemeyeceklerini umuyorum.

Bu transferler olağan bir akışa bindikten sonra Hazar'da bizim olmamız ile İran'ın olması, Rusya için çok fark etmeyecektir.

Fakat Rusya bu, her an herşeyi beklemek gerekir.

Tulga
Süvariler
Mesajlar: 928
Kayıt: 11 Eki 2016, 08:16
Yaş: 40

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Tulga »

Tyras yazdı: 26 Tem 2022, 16:13 Çin'in işine gelir. Kuşak yol projesi, ABD'nin deniz ablukası halinde Avrupa ve güzergah üzerindeki ülkeler ile ticarette karayolu alternatifi oluşturmak üzere kurulu.

-Rusya, yaptırımlar nedeniyle denklem dışı kaldı.
-İran olası bir harekatta denklem dışı kalacak.

Bu durumda bizim, Orta asya'ya çıkış yolumuz aynı zamanda Çin'in kuşak yol projesinin de tek bağlantı yolu olacaktır.

Rusya'nın tepkisi yakında tartılacak. Kazakistan, Azerbaycan üzerinden Avrupa'ya Rusya'dan bağımsız olarak gaz transferine küçük çapta başlayacak bu sene.

Eper Ukrayna'da daha fazla yorulurlarsa, bu durum gerçekleşir. Eskiden Rusya için ciddi bir felaket senaryosuydu bu, ve çok sert tepki vermeleri beklenebilirdi. Lakin Rusya zaten AB pazarını gözden çıkarmak zorunda bırakılacak gibi. Bunu da öngörüp, yeni bir kriz çıkarmak istemeyeceklerini umuyorum.

Bu transferler olağan bir akışa bindikten sonra Hazar'da bizim olmamız ile İran'ın olması, Rusya için çok fark etmeyecektir.

Fakat Rusya bu, her an herşeyi beklemek gerekir.
Hocam Rusya özelinde söylediklerinize katılıyorum. Benim asıl sorun gördüğüm Çin'in, kuşak yol üzerinde birbirine bağlı Türk Devletleri varlığı kabul edilebilir olur mu? Tarih boyunca istemeyeceği bir durum Abd tehdidi yüzünden 2. Plana atılarak kabul görür mü? Ben Çin'in Türkiye yerine mevcut yapısıyla İran kontrolünü ve tampon devlet varlığını tercih eder diye düşünmüştüm.

Bahsi geçen durumlar gerçeğe dönerse, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan, Kırgızistan, Azerbaycan ve Türkiye'den oluşan ortak dil, din ve kültürün oluşturduğu bir birlik. İçerisinde Avrupa enerji hammaddelerini ve ulaşım ağını barındıran, 10 trilyon $'lık ticaret ağına karayolu, demiryolu bağlantısı olan, buradan kazanılan paralarla ortak savunma harcamaları yapan, ordularının donatımını ve eğitimini kendi aralarında yapabilen bir birlik.

karli
Süvariler
Mesajlar: 1184
Kayıt: 29 Kas 2015, 16:47
Konum: Ankara
Yaş: 41

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen karli »

Tyras yazdı: 26 Tem 2022, 16:13 Çin'in işine gelir. Kuşak yol projesi, ABD'nin deniz ablukası halinde Avrupa ve güzergah üzerindeki ülkeler ile ticarette karayolu alternatifi oluşturmak üzere kurulu.

-Rusya, yaptırımlar nedeniyle denklem dışı kaldı.
-İran olası bir harekatta denklem dışı kalacak.

Bu durumda bizim, Orta asya'ya çıkış yolumuz aynı zamanda Çin'in kuşak yol projesinin de tek bağlantı yolu olacaktır.

Rusya'nın tepkisi yakında tartılacak. Kazakistan, Azerbaycan üzerinden Avrupa'ya Rusya'dan bağımsız olarak gaz transferine küçük çapta başlayacak bu sene.

Eper Ukrayna'da daha fazla yorulurlarsa, bu durum gerçekleşir. Eskiden Rusya için ciddi bir felaket senaryosuydu bu, ve çok sert tepki vermeleri beklenebilirdi. Lakin Rusya zaten AB pazarını gözden çıkarmak zorunda bırakılacak gibi. Bunu da öngörüp, yeni bir kriz çıkarmak istemeyeceklerini umuyorum.

Bu transferler olağan bir akışa bindikten sonra Hazar'da bizim olmamız ile İran'ın olması, Rusya için çok fark etmeyecektir.

Fakat Rusya bu, her an herşeyi beklemek gerekir.
Azizim o konuda çekincelerim var. Şöyleki Çin ve Orta Asya mevzusu çok hoşuma gitmiyor. Doğu Türkistan mevzusu ortada iken, Kırgızistan, Kazakistan coğrafyasını ne Çin, nede Rusya rahat bırakmaz. Hatta Rusya yıkılırsa, Çin orta asya da çok farklı bir politik arayışa girer. Sonuçlarında pek hayırlı olacağını düşünmüyorum.

Kullanıcı avatarı
Tyras
Süvariler
Mesajlar: 1365
Kayıt: 18 Haz 2014, 00:21
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Tyras »

karli yazdı: 26 Tem 2022, 17:09 Azizim o konuda çekincelerim var. Şöyleki Çin ve Orta Asya mevzusu çok hoşuma gitmiyor. Doğu Türkistan mevzusu ortada iken, Kırgızistan, Kazakistan coğrafyasını ne Çin, nede Rusya rahat bırakmaz. Hatta Rusya yıkılırsa, Çin orta asya da çok farklı bir politik arayışa girer. Sonuçlarında pek hayırlı olacağını düşünmüyorum.
Tulga yazdı: 26 Tem 2022, 16:29 Hocam Rusya özelinde söylediklerinize katılıyorum. Benim asıl sorun gördüğüm Çin'in, kuşak yol üzerinde birbirine bağlı Türk Devletleri varlığı kabul edilebilir olur mu? Tarih boyunca istemeyeceği bir durum Abd tehdidi yüzünden 2. Plana atılarak kabul görür mü? Ben Çin'in Türkiye yerine mevcut yapısıyla İran kontrolünü ve tampon devlet varlığını tercih eder diye düşünmüştüm.

Bahsi geçen durumlar gerçeğe dönerse, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan, Kırgızistan, Azerbaycan ve Türkiye'den oluşan ortak dil, din ve kültürün oluşturduğu bir birlik. İçerisinde Avrupa enerji hammaddelerini ve ulaşım ağını barındıran, 10 trilyon $'lık ticaret ağına karayolu, demiryolu bağlantısı olan, buradan kazanılan paralarla ortak savunma harcamaları yapan, ordularının donatımını ve eğitimini kendi aralarında yapabilen bir birlik.
Çin tabii ki şuanki İran'ı bize tercih eder, ediyor da. Ama ABD İran'a müdahele ederse yeni kurulacak devlet yapısı Çin'le ortak çalışacak otonomiye kayda değer bir süre sahip olmayacak.

Çin'in hoşuna gidecek şey tabi ki bizim orada olmamız olmaz, daha az istenen seçenek olsa da, planladıkları ticaret yolunu ayakta tutan seçeneklerden birinin hala aktif kalmayı sürdürmesi olur.

Tabi kuşak yoldan tek fayda gören Çin'de değil, işin ABD'den daha bağımsız olmak isteyen AB ayağı da var, bunu da unutmamak gerekiyor.

Bunun dışında yayılmacılık elbette hoş karşılanan bir şey değil, ağır bedelleri olan bir olgu. Rusya ile de, Çin ile de, ABD ile de gerginlik yaşayabiliriz. Fakat bu gerginlik bir savaşa sebep olmadığı sürece, taraflar arasında oturulur, zamanla çözülür.

Biz Hazar'a doğru genişledik diye Çin 90'larda 2000'lerde 2010'larda saldırıp ilhak etmediği Kırgızistan'a saldıracak değil. Orada tamamen farklı güç dengeleri var. Hatta bu durum bizi beklenmedik biçimde Rusya'ya da yanaştırabilir.

Bunları safi, "vuralım, girelim" heyecanı ile söylemiyorum. Olmasını istemeyiz ama olursa hazırlıklı olmalıyız diye söylüyorum.

Türkiye için İran'a yapılacak saldırı, bizim için büyük bir krizin başlangıcı olur, oda ancak ne istediğini önceden bilerek ve istediğini sahada alıp güçlenerek sağ salim çıkabileceğimiz bir kriz.

Yoksa pasif kalarak, ne oradan gelecek mülteciden korunabiliriz, ne savaş sonrası oluşacak kukla rejimin düşmanlıklarından.

dum
Uzaklaştırıldı
Mesajlar: 2796
Kayıt: 18 Tem 2012, 23:36
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen dum »

Zengezur koridorunu açmayı başarıp, arkasından Ermeni milliyetcilerin bu koridora müdahalesi üzerine koridorun güvenliğini fiilen saglarsak ;. İran zaten bu durumda rahat duramaz, ya azerbaycana ya zengezura müdahale eder.

E o zaman ya Allah bismillah gireriz. Ya da girmek için sebebimiz olur. Suriye'de de vardı ama giremedik.açıkçası yemedi. Hele ki İran'a girmek için herşeyden evvel dünyaya milliyetçi bir gözlükle bakan iktidar lazım.

kabardey
Akıncılar
Mesajlar: 6947
Kayıt: 15 Tem 2012, 18:06
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen kabardey »

dum yazdı: 26 Tem 2022, 20:32 Suriye'de de vardı ama giremedik. açıkçası yemedi.
Suriye iç savaşındaki, Türkiye'nin ilk dönemdeki özeti. :)

Kullanıcı avatarı
Tyras
Süvariler
Mesajlar: 1365
Kayıt: 18 Haz 2014, 00:21
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Tyras »

dum yazdı: 26 Tem 2022, 20:32 Zengezur koridorunu açmayı başarıp, arkasından Ermeni milliyetcilerin bu koridora müdahalesi üzerine koridorun güvenliğini fiilen saglarsak ;. İran zaten bu durumda rahat duramaz, ya azerbaycana ya zengezura müdahale eder.

E o zaman ya Allah bismillah gireriz. Ya da girmek için sebebimiz olur. Suriye'de de vardı ama giremedik.açıkçası yemedi. Hele ki İran'a girmek için herşeyden evvel dünyaya milliyetçi bir gözlükle bakan iktidar lazım.
Girmek için sebep edinmenin tam aksine, İran'la kafa kafaya karşılaşmamaya çabalamalı, bunun diplomatik yollarını aramalıyız. Ki fiiliyatta da bunu yaptığımız için suçlu ilan ediliyoruz.

Eğer ideal bir NATO/Türkiye/ABD birlikteliği olsa dediğiniz gibi hareket edilebilirdi, ama arkamızda bölücü terör örgüt'ya taziye veren bir ABD, Yunan gibi bir bizi boş anımızda vurma fantazileri kuran bir "komşi" varken, İran'la çatışmamızı "müttefiklerimiz" ancak kahkahalar ile izlerler.

Ancak ABD işe ağırlığını koyup topyekün bir harekat başlatacaksa, bölgenin geleceğinde söz sahibi olmak adına harekete geçilmeli. Bu harekatı yapabilecek kapasiteye erişmek adına da askeri yatırım planlamamız olmalı.

Yoksa biz fedakarca savaşıp "Ortadoğunun öcü adamı" İran'ı yendik diye Batı bloğu tarafından kahramanlaştırılacak değiliz. Hatta, belki diyerek ihtimale dökmeye bile gerek yok, yeni "kötü adam" biz ilan edileceğiz. Bunu az çok "özgür" batı medyası takip eden herkes anlayabilir.

Bu geçiş sürecinde, olan kurşunumuzu tek düşmana harcarsak, kalanıyla başetmeke zaafiyet yaşarız.

dum
Uzaklaştırıldı
Mesajlar: 2796
Kayıt: 18 Tem 2012, 23:36
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen dum »

Amaç cici çocuk olmak değil. Amaç enerji kaynak ve koridoru ile çin ticaret yollarına hakim olmak. Oğuz Türklerini birleştirmek.

Bu milli bir hedef. NATO ile batı ile alakası yok. Açıkçası nüfusu k.azbcn/g.azbcn/k.suriye/k.ırak ve Türkiye olarak 140/150 milyon olan bir birliğe kavuşmak , kendine yeterli enerjiye sahip olan ve hatta ihraç eden , bilumum enerji ve ticaret yollarina hakim olmaya değer. Kötü çocuk ilan ederlerse etsinler. Biz de onları seviyor değiliz.

commandos
Süvariler
Mesajlar: 348
Kayıt: 22 Tem 2012, 14:07
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen commandos »

Ki buna nispeten gücü zayıflayan Rusya’ya rağmen Türkmenistan, Kazakistan ve Kırgızistanı da bi şekilde entegre edebilmek. (birlik babında)

Kullanıcı avatarı
Tyras
Süvariler
Mesajlar: 1365
Kayıt: 18 Haz 2014, 00:21
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Tyras »

dum yazdı: 27 Tem 2022, 18:38 Amaç cici çocuk olmak değil. Amaç enerji kaynak ve koridoru ile çin ticaret yollarına hakim olmak. Oğuz Türklerini birleştirmek.

Bu milli bir hedef. NATO ile batı ile alakası yok. Açıkçası nüfusu k.azbcn/g.azbcn/k.suriye/k.ırak ve Türkiye olarak 140/150 milyon olan bir birliğe kavuşmak , kendine yeterli enerjiye sahip olan ve hatta ihraç eden , bilumum enerji ve ticaret yollarina hakim olmaya değer. Kötü çocuk ilan ederlerse etsinler. Biz de onları seviyor değiliz.
İran'ın en önemli silahı coğrafyası. Bir harekat esnasında İran'ın coğrafi derinliğine takılıp zor duruma düşmemek için güneyden de birilerinin bizimle eş zamanlı olarak saldırıyor olması lazım ki, olay bir pirus zaferine dönüşmesin. Diğer cephelerimizde güvenlik zaafiyeti oluşmasın.

İran'ın Pakistan'a Hürmüz boğazına yakın şehirleri bizden 2000km ötedeler. Oralara harekat yapmasan, sürekli yeni saldırı altında kalacaksın, ezilmedikçe tekrar tekrar saldırı başlatacaklar, savaş, yıpratıcı ve kalıcı hale gelecek. Yapsan ateş gücünü düşman dolu bir coğrafyada 2000 km öteye taşımak olağanüstü bir lojistik zorluk.

Gerçekçi olmak durumundayız. Biz Kuzey'de kendi hedeflerimiz ilerlerken, birilerinin ya Güney'de güçlerini bölüp, en azından oyalıyor olması gerekir(çok düşük ihtimal Suud yerel müttefikleri ile bu işe kalkışabilir*) yada direk ABD'nin ezici darbe vurması herşeyi daha da kolaylaştırır.

Tulga
Süvariler
Mesajlar: 928
Kayıt: 11 Eki 2016, 08:16
Yaş: 40

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Tulga »

Bizim İran derinliklerine Yunanistan derinliklerine gitme gibi bir planımız yok. Olmamalı da zaten. Anadolu ve deniz yetki alanlarımızı korumak hedefindeyiz. Anadolu'nun doğal korunma coğrafi uzantısı olan alanlar bugün malesef sınırlarımız dahilinde değil. Bu nedenle Irak, Suriye, İran, Ermenistan, Gürcistan'a yönelik bir harekat bir savaş bir saldırı bizim dışımızda olursa kendi sınırlarımız dışında belirli tampon bölgeler ile güvenli askeri alanların hakimiyeti şart. Yapabileceğimiz haklı müdahale bundan ibarettir ve yeterlidir. Bize mi kaldı İran'ı bitirmek. Kim istiyorsa bitirsin. Ama olası bir harekatta mutlak surette Urumiye ve Tebriz'de tampon bölge oluşturulmalı. Bölge halkı zaten İran türkü. SMO benzeri yapılanma ile tampon bölge hakimiyeti kurulur. Aynısı Irak'ta da yapılmalı.

Irak aleni bir biçimde Kuzey bölgesini terör örgütüne bırakmış durumda. Bunda biraz hükümet içerisinde yer alan İran yanlısı Şii grupların da etkisi var. Ne zaman ki Türkiye harekat veya operasyona niyetlendiğinde Irak milliyetçi oluveriyor. O yüzden Türkmen silahlı grupları çok geçmeden oluşturulmalı. Sincar, Dohuk, Tel-Afer, Musul-Başika bölümü ve Mahmur Kampı ile çevresinin oluşturduğu Türkmeneli bölgesel yönetimi kurulmalı. Doğusunda KDP Barzani yönetimi akıllı ise birlikte güzel güzel bölge yönetilir. İran Sınırı her iki yönetim ortaklığı ile korunur, ticari ve ekonomik kalkınmaya iki yönetim de dahil edilir. Ben Gürcistan'a bir daha Rus saldırısı olursa mesela tampon bölge oluşturma taraftariyim. Özellikle de Azerbaycan tarafından Türkiye bağlantısı sağlayabilen Gürcü toprakları şeklinde. Sebep ise Bakü-Tiflis-Kars demiryolu ve Ticaret hattı, Tanap petrol boru hattı güvenliği.

Bu şekilde ilerlemek yeterli ve düşük maliyetlidir. Niye girelim ki taaa en sonuna ülkelerin. Bizi sınır ötesinde belirli güvenlik alanları ilgilendirmeli.

Kullanıcı avatarı
Tyras
Süvariler
Mesajlar: 1365
Kayıt: 18 Haz 2014, 00:21
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Tyras »

Tulga yazdı: 27 Tem 2022, 21:17 Bizim İran derinliklerine Yunanistan derinliklerine gitme gibi bir planımız yok. Olmamalı da zaten. Anadolu ve deniz yetki alanlarımızı korumak hedefindeyiz. Anadolu'nun doğal korunma coğrafi uzantısı olan alanlar bugün malesef sınırlarımız dahilinde değil. Bu nedenle Irak, Suriye, İran, Ermenistan, Gürcistan'a yönelik bir harekat bir savaş bir saldırı bizim dışımızda olursa kendi sınırlarımız dışında belirli tampon bölgeler ile güvenli askeri alanların hakimiyeti şart. Yapabileceğimiz haklı müdahale bundan ibarettir ve yeterlidir. Bize mi kaldı İran'ı bitirmek. Kim istiyorsa bitirsin. Ama olası bir harekatta mutlak surette Urumiye ve Tebriz'de tampon bölge oluşturulmalı. Bölge halkı zaten İran türkü. SMO benzeri yapılanma ile tampon bölge hakimiyeti kurulur. Aynısı Irak'ta da yapılmalı.

Irak aleni bir biçimde Kuzey bölgesini terör örgütüne bırakmış durumda. Bunda biraz hükümet içerisinde yer alan İran yanlısı Şii grupların da etkisi var. Ne zaman ki Türkiye harekat veya operasyona niyetlendiğinde Irak milliyetçi oluveriyor. O yüzden Türkmen silahlı grupları çok geçmeden oluşturulmalı. Sincar, Dohuk, Tel-Afer, Musul-Başika bölümü ve Mahmur Kampı ile çevresinin oluşturduğu Türkmeneli bölgesel yönetimi kurulmalı. Doğusunda KDP Barzani yönetimi akıllı ise birlikte güzel güzel bölge yönetilir. İran Sınırı her iki yönetim ortaklığı ile korunur, ticari ve ekonomik kalkınmaya iki yönetim de dahil edilir. Ben Gürcistan'a bir daha Rus saldırısı olursa mesela tampon bölge oluşturma taraftariyim. Özellikle de Azerbaycan tarafından Türkiye bağlantısı sağlayabilen Gürcü toprakları şeklinde. Sebep ise Bakü-Tiflis-Kars demiryolu ve Ticaret hattı, Tanap petrol boru hattı güvenliği.

Bu şekilde ilerlemek yeterli ve düşük maliyetlidir. Niye girelim ki taaa en sonuna ülkelerin. Bizi sınır ötesinde belirli güvenlik alanları ilgilendirmeli.
Aynı noktaya ulaşıyoruz aslında. İran'ı yok etmek gibi bir niyetimiz olmamalı, ama olurda birisi İran'ı yok edeceğim diye işe koyulursa, hedefleri/icrası iyi belirlenmiş bölgesel bir operasyonla çıkarlarımızı koruyacak önlemleri sınır ötesinde alabilmeliyiz.

Şimdi Suriye'de taşlar yerine oturdu, bir adım atmak için 50 yerle pazarlık yürütüyoruz. Bu bizim gibi zaten suçlanmak için bahane aranan bir ülke için ideal bir durum değil.

Ne yapacaksak, ortam bulanıkken yapıp bitireceğiz, sonra şurayı da alayım acaba ambargo yermiyim, burası da kritik ama ilerlesem vururlar mı diye bir ton hesap yürütmek zorunda kalmayacağız. Peşinen statüko bizim lehimize olacak, o statükoyu bozmak isteyen yapacak bu hesapları.

TCG TRABZON
Süvariler
Mesajlar: 39
Kayıt: 02 Oca 2013, 18:41
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen TCG TRABZON »

dum yazdı: 27 Tem 2022, 18:38 Amaç cici çocuk olmak değil. Amaç enerji kaynak ve koridoru ile çin ticaret yollarına hakim olmak. Oğuz Türklerini birleştirmek.

Bu milli bir hedef. NATO ile batı ile alakası yok. Açıkçası nüfusu k.azbcn/g.azbcn/k.suriye/k.ırak ve Türkiye olarak 140/150 milyon olan bir birliğe kavuşmak , kendine yeterli enerjiye sahip olan ve hatta ihraç eden , bilumum enerji ve ticaret yollarina hakim olmaya değer. Kötü çocuk ilan ederlerse etsinler. Biz de onları seviyor değiliz.
Bu bir tür, Çin'i ve Avrupa'yı aynı anda kuyruklarından kavrayacak, Türkiye'yi hızlı biçimde süper güç haline getirebilecek jeopolitik çevre tarifi. Dünya düzenini ters yüz eder; Ne ABD, ne Rusya, ne Çin, ne Fransa-Almanya merkezli AB, hiç bir uluslararası örgüt böyle bir şeyle kabusları dışında karşılaşmak istemez. Eğer bu yol kaçınılmaz ise (ki aslında öyle gözükmekte), bizi ancak bu yola olması gerekenden çok erken safhada sokmaya manipüle edip, erken doğumu teşvik ederler.

Üstadım, özür dilerim ama memleketin siyasi kapasitesi bu tip büyük stratejilerin ilerlemesini etkilemiş/etkileyebilecek bir başka sorunumuz.

Antares
Süvariler
Mesajlar: 1974
Kayıt: 03 Kas 2015, 00:06
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Antares »

Biliyorsunuz en eski sınırımız İran sınırı. Tüm bu zaman boyunca gelen liderlerin ya da devletin az da olsa bir bildiği vardır. Orta Asya ile birleşmek için İran ile sıcak çatışmaya girmeden de bunun yollarının olacağına inanıyorum.

Ayrıca bölgede kalan tek güç olmak sanılanın aksine iyi bir fikir olmayabilir. Bugün dünyadan ve özellikle batıdan görünen şu: ABD gibi bir süper gücün ortadoğudan çekilmesi ile geleneksel bölge güçleri yerini dolduruyor. Ve kendi aralarında anlaşamasalar ve rekabet içinde olsalar da bir şekilde ABD nin orada olmamasından gayet memnunlar. Yani bu birbirleri ile proxy savaşları yapan ülkeler batıya karşı da beraber duruş sergileme eğilimindeler."

ABD ortadoğuda olmadan çok daha önce o sınırımız çizilmişti unutmamak gerek. Bu dengeyi iyi sağlayarak orta asya coğrafyasına açılabiliriz. Doğumuzu barış içinde sağlama aldıktan sonra (terör örgütlerini halledip) tüm dikkat ve gardımızı batımızda tutmamız şart. Avrupa bir tehdit olmasa da Yunanistan ve eniştesi kesin sorun olacak belli.

Kullanıcı avatarı
Karasu
Üye
Mesajlar: 873
Kayıt: 30 Eki 2016, 20:27
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Karasu »

O sırada

Canti
Süvariler
Mesajlar: 3658
Kayıt: 24 Tem 2015, 20:21
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Canti »

Ali Deniz Kutluk amiral o yığının asıl amacının Türkiye değil Montrö'ye takılmadan Karadeniz' in batı kıyısında yığınak yapmak olduğunu söylüyordu. Bize bakan kısım aslında işin yan etkisi. Trakya'da bizim yeterince yığınağımız vardır, oraya giren belasını bulur.

kivele
Üye
Mesajlar: 411
Kayıt: 21 Eki 2012, 12:05
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen kivele »

JNG90 yazdı: 03 Ağu 2022, 10:31 Bir sürü kişi Yunan ile kapışacağımızı yazıyor.

Nedense Cihat Yaycı ABD'nin yığdığı Abrams, M2 Bradley ve obüslerin hibe edildiğini iddia etmiş.

Yunan envanterine yüzlerce Abrams, M2 Bradley ve obüs yazın derim. Aptal Yunan kara harekatına girişip İstanbul'a ilerlemeyi düşünüyor sanırım.

Edirne'den ileriye gidebileceğini sanmıyorum. Trakya bölgesinde askerlik yaptım. Aşırı tanksavar stoğu var o bölgede...

KARACI
Süvariler
Mesajlar: 230
Kayıt: 15 Tem 2021, 18:32
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen KARACI »

Kıyma makinasına girmek istiyorsalar yürüsünler karadan, bekleriz...

Memleketim
Süvariler
Mesajlar: 403
Kayıt: 04 Eki 2012, 18:06
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Memleketim »

Hava üstünlügü önemlidir herhalde.

trakya_forever
Süvariler
Mesajlar: 2854
Kayıt: 25 Ağu 2015, 13:41
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen trakya_forever »

Yine yazayim. Tum Yunan ordusu hic kayip vermeden gelse İstanbulda kaybolur. Bizim topraklarda ileri harekat ve Yunan ordusu? Hele hele İstanbula falan yurumek? Yunan kadinlari cocuklarinin eslerinin cesetlerini alabilmek icin cok ugrasir. Hani keske, hani insallah diyeyim de o kadar suzme salak olacaklarini da sanmiyorum.

delikpr
Süvariler
Mesajlar: 1015
Kayıt: 25 Tem 2012, 02:03
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen delikpr »

Tartışmalar 'Yunanistan'ı kaç günde işgal ederiz'den 'Yunan ordusu İstanbul'a gelese kaybolur'a evrildi. Neredeeeeen nereyeee....

Hava üstünlüğü herhalde önemli. Bkz. İsrail'in Arapları düşürdüğü durum, Körfez savaşları vs.

Palikaryanın bütün çabasını hava gücünü yenilemeye veriyor olması bu yüzden olmalı :| Yanlış düşünüyorsam lütfen düzeltin.

Ylmz
Süvariler
Mesajlar: 212
Kayıt: 22 May 2022, 03:01
Konum: İstanbul
Yaş: 34

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Ylmz »

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

1998 yılında 20 milyon
Amerikan dolarına Agencia Turistica e Diversoes Chong Lot Limitada isimli bir Çinli Makao turizm şirketine satıldı.
1999
Prof. Dr. Türkan Saylan, 19 Haziran 1999’da Ali Kırca’nın sunduğu Siyaset Meydanı’nda FETÖ'yü deşifre etmişti.
2000 TANK-2000 ihalesi
21 şubat 2001 Ecevit Ekonomik Kriz.
11 ay sonra.
1 Kasım 2001 Varyag istanbuldan geçti.
18 Kasım 2002 Ecevit Hükümeti Dağıldı. Sağlık Sorunları gösterilerek.
3 Kasım 2002 Akp Abdullah Gül Hükümet Kurdu.
18 Aralık 2002, Ankara necip hablemitoğlu suikasti.
9 Mart 2003 Erdoğan Başbakan oldu. 2003'te Siirt'te yapılan milletvekili yenileme seçimleri
2003 Cuval olayı
11 Türk askeri 4 Temmuz 2003
2004 Anka 24 Aralık 2004 tarihinde, Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ile Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ)
arasında imzalanmış olan sözleşmeyle yürürlüğe giren Türk İnsansız Hava Aracı (TİHA) Programı ile söz konusu araç
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin orta irtifa uzun havada kalışlı bir İnsansız Hava Aracı (İHA) sistemi gereksinimleri
karşılamaya yönelik olarak geliştirilmiştir. 30 Aralık 2010 tarihinde ilk uçuşunu istemeden yapan
Anka 14 dakika havada kalmıştır.
2004 Milgem
1990'ların ortalarında Türk Donanması, tamamen yerli bir korvet tasarlamak, geliştirmek ve inşa etmek için ulusal kaynakları araştırıyordu. 2004 yılında İstanbul Tersane
Komutanlığı, tasarım, mühendislik ve inşaat projelerini yürütmek ve koordine etmek için MİLGEM Proje Ofisi'ni kurdu.
2005 Çözüm Süreci Başlangıcı
Sürecin koordinatörlerinden Beşir Atalay, çözüm sürecinin Recep Tayyip Erdoğan'ın
2005'teki Diyarbakır konuşmasıyla işareti verilen paradigma değişikliğinin ve 2009'da
başlatılan Millî Birlik ve Kardeşlik Projesi ve demokratik açılımın devamı niteliğinde olduğunu belirtmiştir.[1]
Süreç, 16 Temmuz 2014'te Resmî Gazete'de Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin
Güçlendirilmesine Dair Kanun adıyla yayımlanarak kanunlaşmıştır.

Süreç, 16 Temmuz 2014'te Resmî Gazete'de Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun adıyla yayımlanarak kanunlaşmıştır.[2]
2015 Ceylanpınar saldırısı sonrası sürecinin sona erdirilme süreci başladı.

2007
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin taarruz ve taktik keşif helikopteri ihtiyacını karşılamak üzere ATAK programı başlatıldı.
[10] [ güvenilmez kaynak? ] Türkiye 30 Mart 2007'de AgustaWestland ile Agusta A129 Mangusta'ya dayalı 51 (40 seçenekli)
saldırı helikopteri geliştirmek ve üretmek için müzakere etmeye karar verdiğini duyurdu .
2008-
ALTAY TANKI
2008
Ergenekon kapsamındaki ilk iddianame Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın tarafından hazırlandı.
86 sanıklı dava 25 Temmuz 2008'de açıldı

2009 13.01.2009
Erdoğan'dan "BOP eşbaşkanı" eleştirilerine yanıt.
2009
29 Nisan 2009 yılında Genelkurmay İletişim toplantısında, Poyrazköy'de bulunan law silahlarını göstermişti.
Başbuğ, toplantıda kazılarda bulunan 5 adet boş, kullanılmış law silahlarını anlatmıştı.

2010 Deniz Baykal kaset skandalı, Mayıs 2010'da Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal ile CHP 23. dönem milletvekili Nesrin Baytok'un gizli çekim seks kaseti olduğu iddia edilen bir videonun internette yayınlanmasının ardından meydana gelmiş skandaldır. Videonun
yayınlanmasının ardından Deniz Baykal CHP Genel Başkanlığı'ndan istifasını duyurmuştur.

2011
Suriye Savaşı Başladı.
2013
Dershane krizi
15 Kasım 2013 tarihinde gazete "dershane" ekiyle birlikte 1.5 milyon adet basılıp dağıtıldı.
Buna karşın Başbakan Erdoğan dershaneleri kapatma kanununun Bakanlar Kurulu ve Meclis'ten geçeceğini tekrar ilan etti.
2014
17-25 Aralık olayı
2014
29 Nisan 2014 TB2 ilk uçuş.

2014 Çözüm süreci Başladı.
2015 Ceylanpınar saldırısı sonrası sürecinin sona erdirilme süreci başladı.


ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması
Olayın kronolojik sıralamasını kendimce hazırlamaya çalıştım. Eklenecek aklıma gelmeyen pek çok olay var diyeyim sonlandırayım.

Kullanıcı avatarı
FrOzkan
Üye
Mesajlar: 514
Kayıt: 03 Haz 2015, 17:16
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen FrOzkan »

kivele yazdı: 03 Ağu 2022, 14:49 Edirne'den ileriye gidebileceğini sanmıyorum. Trakya bölgesinde askerlik yaptım. Aşırı tanksavar stoğu var o bölgede...
Peki o tank savarları kullanacak asker varmı biliyormusunz.

Trakya bölgesinde aşırı çok personel açığı var üstüne birde çoğu güneydoğu, suriye ,ve ıraktalar. Sürekli görevlendirmedeler. Yaptuğımız operasyonlar bir bitse yunanistan bu tarz eğlemlerden söz dahi edemez lakin mevcut şartlar ortada.

KARACI
Süvariler
Mesajlar: 230
Kayıt: 15 Tem 2021, 18:32
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen KARACI »

Ben biliyorum, VAR. Size yeterse tabii...

kivele
Üye
Mesajlar: 411
Kayıt: 21 Eki 2012, 12:05
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen kivele »

FrOzkan yazdı: 04 Ağu 2022, 19:09 Peki o tank savarları kullanacak asker varmı biliyormusunz.

Trakya bölgesinde aşırı çok personel açığı var üstüne birde çoğu güneydoğu, suriye ,ve ıraktalar. Sürekli görevlendirmedeler. Yaptuğımız operasyonlar bir bitse yunanistan bu tarz eğlemlerden söz dahi edemez lakin mevcut şartlar ortada.

Operasyon olacağı zaman gerekli personel sahada olur zaten... Suriye operasyonun biteceğinden şüpheliyim... Kuzey Suriye Türk Bölgesi oluşturulup uzun bir süre orada kalacağız.

Kullanıcı avatarı
FrOzkan
Üye
Mesajlar: 514
Kayıt: 03 Haz 2015, 17:16
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen FrOzkan »

kivele yazdı: 04 Ağu 2022, 19:33 Operasyon olacağı zaman gerekli personel sahada olur zaten... Suriye operasyonun biteceğinden şüpheliyim... Kuzey Suriye Türk Bölgesi oluşturulup uzun bir süre orada kalacağız.
Konumuz bizim yunanistana saldırmamız değil, yunanistanın 1 yada 2 gün içerisinde ne kadar ilerleyeceği. Bir anda askeri varlığımızı trakya bölgesine intikal ettirmemiz sizce bu süreçte mümkün mü ? Ben sanmıyorum.

kivele
Üye
Mesajlar: 411
Kayıt: 21 Eki 2012, 12:05
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen kivele »

FrOzkan yazdı: 04 Ağu 2022, 22:12 Konumuz bizim yunanistana saldırmamız değil, yunanistanın 1 yada 2 gün içerisinde ne kadar ilerleyeceği. Bir anda askeri varlığımızı trakya bölgesine intikal ettirmemiz sizce bu süreçte mümkün mü ? Ben sanmıyorum.
Yunanistan'nın karadan operasyon yapabilecek ne gücü var nede kabiliyeti var... Trakya üzerinden bir saldırı girişiminde İstanbul ve çevre illerden binlerce asker en hızlışekily bölgeye intikal eder. Siha'lar ve topçu birliklerimiz Yunan zırhlı birliklerini nasıl yok ettiğini hep birlikte izleriz.

CetinAltinbas
Üye
Mesajlar: 19
Kayıt: 19 May 2021, 03:04
Yaş: 28

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen CetinAltinbas »

Biri intikal mı dedi. :)

KARACI
Süvariler
Mesajlar: 230
Kayıt: 15 Tem 2021, 18:32
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen KARACI »

Hava ustunlugu onemlidir evet lakin ustunluk denilen sey 2 filo daha modern ucak ve bagli birkac duzine muhimmat ile olmuyor. Esasen askeriyede ustunluk boyle hesaplanip tanimlanan birsey degildir. Abd ve İsrail ornekleri verilmis, abd ninki tam anlami ile ustunluktur Korfez savaslarinda. Arap-İsrail savaslari ise İsrail'in hava ustunlugu ile aciklanabilecek kadar yuzeysel bir dizi savastan ibaret degildi. Arap kurmayinin tüy diktigi muharebeler yasandi orada. Yunanistan icin ise Trakya'dan birlik sokmalarini gectim, biz geri cekilsek yine de gelmezler, aptal degilseler tabii. O cografyada buna musaade eden alan cok dar bir bolgedir ve Yunan kara gucunun de ne bunu yapacak tecrubesi ne de kabiliyeti var. Kiyma makinasi benzetmem bu yuzdendi, tekrar soyluyorum, bekleriz, kimin nereden vurdugunu anlarsalar bunu bile basari sayarim.

mahone
Süvariler
Mesajlar: 215
Kayıt: 26 Tem 2012, 00:17
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen mahone »

Bugünlerde eksen kayması iyice belirginleşiyor sanki.

Madinat
Üye
Mesajlar: 211
Kayıt: 28 Tem 2014, 13:51
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Madinat »

Esas olan Yunanistan ile savaşmamak ki Rusya'nın düştüğü tuzak ortada... Şayet Savaş kaçınılmaz hale gelir ise o zaman ilk darbeyi vuran olup bu darbe ile psikolojik ve maddi olarak çok güçlü bir hasar vermeliyiz. Düşmanı alt etmenin en önemli yolu bedeninden önce ruhunu yırtmaktir ki motivasyon ve inanç olarak çöküntüye uğrasın. Bunun da yolu İnsiyatifi elde tutmaktan geçer.

Miyamoto Musashi zafer için düşmandan önce saldırmanın önemini vurgular ve bunun 3 yolu olduğunu söyler.

1- Saldırarak düşmandan önce davranmak. Ken no Sen (Düşmanını kendine getirmek)

2- İkinci yöntem düşman saldırırken önce davranmak. Tai no Sen (İnsiyatifi beklemek)

3- Üçüncü yöntem ise düşman ile aynı anda saldırıya geçilmesidir. Tai Tai no Sen (Düşmana eşlik ederek önce davranmak)

Kullanıcı avatarı
RocKhan
Üye
Mesajlar: 30
Kayıt: 25 Tem 2012, 02:48
Konum: İzmir
Yaş: 45

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen RocKhan »

Cümleye girişteki ''Esas olan Yunanistan ile savaşmamak'' lafınıza sonuna kadar katılıyorum, tabi bu ''Yunanistan bizim sınırımızı ihlal etsin, sesimizi çıkarmayalım'' demek değildir. Zaten böyle bir şey olursa yine dediğiniz gibi ''Şayet Savaş kaçınılmaz hale gelir ise '' kısmı başlamış oluyor.

Lakin, Beş Çember Kitabına bakarak farklı bir çağın ve savaş sanatının yöntemlerini günümüz şartlarına bağlayamayız.

Zira kendisi kılıçların konuştuğu bir çağda yaşıyordu, elbette düşmandan önce vurmayı savunacaktı, aksi takdirde Katanayı (ya da Vakizaşi'yi) ilk düşman vursun diye beklerseniz 1,5 - 2 saniye içinde ikinci ölümcül darbeyi alırdınız.

O kitaptan alınacak ve günümüze uygulanabilecek bir ders varsa ilk vurmak değil aksine soğuk kanlılıkla nasıl bir davranış sergilenmesi gerektiğini anlattığı bölümleri uygulamak daha etkili olurdu, dövüşe gireceğin anda dahi kontrolsüz olmamayı, düşmanını sakinliğinle dahi huzursuz edebileceğinden bahseden bölümleri uygulamak daha mantıklı gibi geliyor.

Uluslararası arenada da ilk sen vurursan seni suçlu konuma sokmaları çok daha kolay olur ki bahsettiğimiz uluslararası arena zaten Yunanı desteklemek için bahane arıyor.

Yanlış hatırlamıyorsam şöyle de bir durum vardı: Miyamoto Musashi hayatta hiç bir düelloyu kaybetmemiştir fakat bunun nedeni kaybedeceği hiç bir düelloya da girmemiş olmasıydı.

Madinat
Üye
Mesajlar: 211
Kayıt: 28 Tem 2014, 13:51
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Madinat »

Uluslararası arena çifte standarda sahiptir , ilk vurmak yada son vurmak mevcut bakışlarını yahut davranışlarını değiştirmeyecektir. Batı yeri geldiğinde üç maymunu oynamayı yeri geldiğinde de görülmeyecek şeyleri görmek konusunda rakipsizdir. Yunanistan özelinde İşin asıl önemli kısmı düşman tam olarak hazırlanıp saldırı pozisyonuna geçtiğinde önleyici bir saldırı ile vurulmaz ise , ilk darbeyi biz alırken psikolojik ve askeri üstünlüğü ele geçirirler. Burada nasıl askeri olarak üstün olabilirler diyebilirsiniz fakat bu tip bir saldırı için de her türlü istihbari ve silah desteğini arkalarına alacaklarını , ilk darbeden sonra Ukrayna benzeri bir batağa çekileceğimizi de unutmamak gerekir.

Bununla birlikte Musashi özelinde dediklerinizi katılmıyorum.

Musashi üçüncü yönteminde düşmanın atağa geçtiği anda aynı anda saldırıp üstünlüğü ele geçrme ve İnsiyatifi ele almak gerektiğini belirtmektedir. Zaten 3 farklı madde 3 farklı duruma hitap etmektedir.
Musashi öğretileri hala geçerli ve etkilidir. Beş Çember bir çok askeri okulda okutulmakta ve bir çok liderin baş ucunda durmaktadır. Çağ değişmiş olsa da günümüze uyarlanabilir.

Tulga
Süvariler
Mesajlar: 928
Kayıt: 11 Eki 2016, 08:16
Yaş: 40

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Tulga »

JNG90 yazdı: 10 Ağu 2022, 12:54 Ege'yi bir Yunan Gölü haline getirmemek için adalara nükleer taarruz düşünüyorum. Tabii bu benim fikrim.

Internette Girit'in yaklaşık yarım milyon nüfusu olduğu yazıyor Tripolice de öldürülen Türklerin bedelini ödemeliler.
Hocam Allah'tan devlet yönetiminde değilsiniz. O Adalar denizindeki adalar nükleer taarruzdan etkilendiğinde bizim birkaç km uzaklıktaki anakaramız ne halde olacak :)

Kullanıcı avatarı
KatipMaster
Süvariler
Mesajlar: 1519
Kayıt: 19 Tem 2012, 13:07
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen KatipMaster »



Sizce gerçek olma ihtimali var mı ?

Aurora
Üye
Mesajlar: 9
Kayıt: 06 May 2021, 11:38
Yaş: 21

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Aurora »

Ben foruma mesaj atarken üç defa düşünüyorum acaba yazdığım şey buraya layık mı diye. La havle ne diyeyim. Bazı mesajları okurken tek hissettiğim şey hayal kırıklığı oluyor.

Kullanıcı avatarı
KatipMaster
Süvariler
Mesajlar: 1519
Kayıt: 19 Tem 2012, 13:07
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen KatipMaster »

Aurora yazdı: 10 Ağu 2022, 19:27 Ben foruma mesaj atarken üç defa düşünüyorum acaba yazdığım şey buraya layık mı diye. La havle ne diyeyim. Bazı mesajları okurken tek hissettiğim şey hayal kırıklığı oluyor.
Söylentileri buraya taşıyıp aslı astarı olmayışını noktalamakda görevimiz.

KARACI
Süvariler
Mesajlar: 230
Kayıt: 15 Tem 2021, 18:32
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen KARACI »

Sonra ver elini Ankara, kim durabilir bu coşkun selin önünde...

Antares
Süvariler
Mesajlar: 1974
Kayıt: 03 Kas 2015, 00:06
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Antares »

Yunanistan ile savaşta AB ve ABD nin aynı Ukrayna'ya verdiği desteği vereceğini düşünerek strateji geliştirmeliyiz. (O kadar destek vermeyebilirler de ama en kötü senaryoya göre düşünelim)

Rus-Ukrayna savaşı gibi belirsiz ve uzun sürmeyeceği kesin.
Bizim yapmamız gereken tek şey. İlk bir kaç gün içinde Yunanın ağzını burnunu kırıp oturtmaktır. Yani tüm gücümüzle zarar verebildiğimiz kadar zarar vermemiz gerekir.

Hem orantısız gücü görüp travma oluşturmak hem de uzun süre toparlanmamalarını sağlamak gerekiyor. Yakın adaların kesinlikle alınması şart. Hiç olmazsa masada verip sanki onların istediği olmuş gibi yapmak için.

Meis olmaz ama. Bir savaş bedeli olmalı. BM araya girip ateşkes olana kadar ne pist ne Rafalle ne S-300 ne bunların faşist Megalo Idealarını bırakmamak gerek.

Tabii ki demesi kolay. Ama bir savaş olacaksa öyle vurayım mı kibar olayım mı dememek gerek Yunan'a. Nasıl olsa ambargoyu yiyeceğiz. Nasıl olsa Kötü Türkler olarak algı kastıracaklar. Madem öyle HAKKINI VERELİM!

Canti
Süvariler
Mesajlar: 3658
Kayıt: 24 Tem 2015, 20:21
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Canti »

Antares yazdı: 10 Ağu 2022, 23:09 Yunanistan ile savaşta AB ve ABD nin aynı Ukrayna'ya verdiği desteği vereceğini düşünerek strateji geliştirmeliyiz. (O kadar destek vermeyebilirler de ama en kötü senaryoya göre düşünelim)

Rus-Ukrayna savaşı gibi belirsiz ve uzun sürmeyeceği kesin.
Bizim yapmamız gereken tek şey. İlk bir kaç gün içinde Yunanın ağzını burnunu kırıp oturtmaktır. Yani tüm gücümüzle zarar verebildiğimiz kadar zarar vermemiz gerekir.

Hem orantısız gücü görüp travma oluşturmak hem de uzun süre toparlanmamalarını sağlamak gerekiyor. Yakın adaların kesinlikle alınması şart. Hiç olmazsa masada verip sanki onların istediği olmuş gibi yapmak için.

Meis olmaz ama. Bir savaş bedeli olmalı. BM araya girip ateşkes olana kadar ne pist ne Rafalle ne S-300 ne bunların faşist Megalo Idealarını bırakmamak gerek.

Tabii ki demesi kolay. Ama bir savaş olacaksa öyle vurayım mı kibar olayım mı dememek gerek Yunan'a. Nasıl olsa ambargoyu yiyeceğiz. Nasıl olsa Kötü Türkler olarak algı kastıracaklar. Madem öyle HAKKINI VERELİM!
Kesinlikle katılıyorum. Savaş istiyorlar savaş olmalı. Biz zaten ambargoyu yiyeceğiz. Ancak ben Yunanistan'la bir savaşa çok fazla ihtimal vermiyorum. En azından şu birkaç yılda. Ortam zaten çok karışık yeni bir krize daha izin vermezler.

anafor2014
Süvariler
Mesajlar: 2288
Kayıt: 11 Haz 2014, 12:36
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen anafor2014 »

Arkadaşlar geçmişimize bakın, Kıbrıs barış harekatı olurken ABD neyle meşgulmüş. Bunları hep düşünmek lazım. En tehlikeli durum savaşı yunan istediği zaman olmasıdır. Acele etmeyelim , daha zamanı var. Yunan erken doğuma zorluyor. Bu tarz tahriklere kapılmayalım.

Aurora
Üye
Mesajlar: 9
Kayıt: 06 May 2021, 11:38
Yaş: 21

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Aurora »

KatipMaster yazdı: 10 Ağu 2022, 20:54 Söylentileri buraya taşıyıp aslı astarı olmayışını noktalamakda görevimiz.
Size dememiştim hocam elbette doğru mu diye paylaşıp beyin fırtınası yapmak forumun amacına ve kalitesine uygun. Benim sözüm umut Sarıkaya karikatürü misali oraya bonbe atıp buraya şafakla paraşütçü indirelim tarzı Facebook yorumlarından hallice iletiler.

TCG TRABZON
Süvariler
Mesajlar: 39
Kayıt: 02 Oca 2013, 18:41
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen TCG TRABZON »

Yunana hızlı şekilde koruma kalkanı sağlayacak faktörlerin belirli süre paralize kalmasını sağlayacak bir fırsat penceresi yakalamak gerek. Şartların hazırlanması gerekiyor. Bedelini göze aldığımızda, ulaşmayı amaçlayacağımız hedefler Yunanın daha sonra batı desteğiyle yenilenebilecek askeri kapasitesiyle sınırlı olmayacaktır. Bölgenin jeopolitiğini kalıcı olarak değiştirecek şekilde sınırları tekrar çizmek, Yunanı siyasi anlamda küçültmek gerekecek. Bunu önceki yüzyılın yöntemleriyle yapamayız ama farklı yolları da var.

Tulga
Süvariler
Mesajlar: 928
Kayıt: 11 Eki 2016, 08:16
Yaş: 40

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Tulga »

Günümüz modern savaşta saldırmak için çok ama çok ciddi finansmana, stoklamaya, hammaddeye, nicelik ve nitelik dengesine sahip olmak gerekiyor.

Lakin savunmada kalmak, savunurken de yıpratmak çok daha düşük maliyetli ve uzun süre dayanilabilir derecede.

Bizim Yunan ana karası ile ilgili bir perspektifimiz yok. Olmamalı da zaten. Derinlikli bir cephe savaşı zamanı değil artık. Stratejik vur kaç ile kısmi alan kazanımları. Bu kadar. Ötesi işte yukarıda Ukrayna-Rusya savaşında bariz şekilde ders olarak durmakta. Düşmanın da bu örneği kendine yorumlayarak aynı desteği ve mağdur edebiyatını yapmanın peşinde. Bu nedenle Yunanistan Anakarası ile işimiz olmamalı. Hedef Mavi Vatan sınırları, EGEAAYDAK bölgeleri, bir de çatışma söz konusu olursa anakaramız sınırlarında yer alan 23 adadan ibaret olmalı.

Yeni oyuncakları ile hava üstünlüğü mü kurmuş, ani taarruz mu yapacak? Yaptığında aynı anda iniş yapacağı her üssü bombalarsın. Donanma üslerini bombalarsın, kendi hava kuvvetinle nokta hedef saldırıları yapar cekilirsin. Yunanin derdi Adalar denizi üzerinde kapışmak. Yeni oyuncakların avantajıyla kısa süreli başarı sağlayıp konuyu batı desteği ile masaya taşımak. İlk andaki reaksiyonumuz sert ama sınırdan geçmeden olmalı. Ciddi bir mühimmat stoğu lazım. Umarım durmadan üretiliyordur. Bu aşamada TRLG-230, TRLG-300, Kara konuşlu Atmaca gemisavar füzesi, Bora, Fırtına obusleri, Kasırga ve Yıldırım Füzeleri, SOM seyir füzeleri, Hava yer mühimmat grubu ile ateş topuna dönemli bölge. Madem havada kısa süreli başarı hedefliyorlar. Madem batı da uçak tedariki sıkıntısı çıkararak buna hazırlıyor ortamı biz de yerden cehenneme çeviririz ortamı. Bakalım kimden ne kadar gidecek?

dum
Uzaklaştırıldı
Mesajlar: 2796
Kayıt: 18 Tem 2012, 23:36
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen dum »

O son paragrafa ; daha ucuz ve çok sayıda atılabilecek çakır/kuzgun ve İHA muhimmatini da ekleyiniz.

Ancak alanı doyurak sayıda atabilmek için ; atıcı platfom ve araçların sayısı da kadrolanmalı. Belki her orduya direk bağlı füze/roket alayı veya her kolordu topçu alayı bünyesinde bir karma füze/roket taburu kadrolamak ve içini doldurmak gerekir.

Bunların alan ve nokta hava savunmasını da yanlarına koyman gerekir. Her topçu veya füze alayının yanına bir de hava savunma taburu gibi.

Bunun milyarlarca dolarlık faturası da olacaktır elbette.. velhasıl her halükarda hava kuvvetleri de dahil 1.hat komşu devletlerin tüm derinliğine güdümlü ve balistik vuruş. 2.hat devletlere ise kısıtlı ve cerrahi bir vuruş yeteneğimizin normalde de olması gerekiyor.

Kullanıcı avatarı
Tyras
Süvariler
Mesajlar: 1365
Kayıt: 18 Haz 2014, 00:21
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Tyras »

KARACI yazdı: 04 Ağu 2022, 23:24 Hava ustunlugu onemlidir evet lakin ustunluk denilen sey 2 filo daha modern ucak ve bagli birkac duzine muhimmat ile olmuyor. Esasen askeriyede ustunluk boyle hesaplanip tanimlanan birsey degildir. Abd ve İsrail ornekleri verilmis, abd ninki tam anlami ile ustunluktur Korfez savaslarinda. Arap-İsrail savaslari ise İsrail'in hava ustunlugu ile aciklanabilecek kadar yuzeysel bir dizi savastan ibaret degildi. Arap kurmayinin tüy diktigi muharebeler yasandi orada. Yunanistan icin ise Trakya'dan birlik sokmalarini gectim, biz geri cekilsek yine de gelmezler, aptal degilseler tabii. O cografyada buna musaade eden alan cok dar bir bolgedir ve Yunan kara gucunun de ne bunu yapacak tecrubesi ne de kabiliyeti var. Kiyma makinasi benzetmem bu yuzdendi, tekrar soyluyorum, bekleriz, kimin nereden vurdugunu anlarsalar bunu bile basari sayarim.
Hocam hava üstünlüğü kavramı çok değişti. Hava üstünlüğü olmaması demek, 10 km den ötesini göremeyen Allah'a emanet bir kara ordusu demek.

Karada kullanacağınız en ağır mühimmat 203 mm top mermisi 43 kilo, menzili 25-27 km. Bu şekilde bir güç gösterimi yaratmak yerine, Hava kuvvetini öncelerseniz, havadan görerek, 907 kg MK-84 ü güdümlü atıyorsunuz, hem isabet oranı çok daha fazla, hem en güçlü zırhın bile bu kadar patlayıcıya dayanabilme imkanı sıfır.

En hızlı tank sahada 100 km/s hıza ulaşsın. Bu hızda uçaklar "aşırı yavaşsın hızlan" uyarısı alıyor.

Hem hava-hava, hem havadan karaya güdüm imkanları o kadar gelişti ki, hava üstünlüğü olmaması halinde olacakları 80'lerin havacılığı ile asla karşılaştıramayız.

2. dünya savaşında, zırhlı aracınızla ilerlerken üstünüzden 100'den fazla avcı uçağı (bugün ortalama bir ülkenin hava gücü eder) geçip yolunuza hasarsız devam etme şansınız bile vardı :D

Kara harekatı planlaması zor bir iş. Hiç düşman olmasın yine zordur, büyük bir kara gücünü bir yerden bir yere hareket ettirmek. Sürekli erzak, mühimmat, yakıt ihtiyacını karşılayıp teması sürdürmeye çalışıyorsunuz ve en kötüsü bu taşıdıklarınızı düşmanın da görüş alanı içine sokmak zorundasınız. Siz kilometrelerce ileri taşıdıktan sonra bile vurulabilir, daha kötüsü ele geçirilebilir.

Bu yüzden Kara harekatıyla ancak, terörist gruplara veya havadan saldırılarla direncini kırdığınız "tükenmiş" düşmanlara karşı kesin başarı edinebilir. Düşmanın direncini kırmadan başlayan kara harekatına en güzel örnek Ukrayna. Ruslar toprak kazansa bile, bedeli çok ağır olacak.

Hava gücü bu noktada sadece havadaki savaşı etkileyen bir güç değil kara hücumunun idare edilebilmesini sağlayan tüm verilerin kaynağı ve karacıların verimliğini arttıran bir kuvvet çarpanı.

Yunanistan'a dönersek AB-ABD'yi ortak ettikleri "uçaksız bırakma" politikası şöyle ki, F-16'larımız A400M'den, Atak helikopterine, Chinook-Skorsky'den, Meltem P72'lere, Akıncı-Aksungur'dan, AWACS'lara Asenalara ve UH-1'lere tüm diğer hava araçlarımızın CAP göreviyle koruyucusu rolünde.

Burada bir OV-10 Bronco, F16 karşılaşması var. Şimdi yerine yukarıda sayılan F-16 hariç araçlardan hangisini koyarsanız koyun, kaderi çok farklı olmayacaktır.



Yılların birikimi 10larca milyardolarlık hava gücünü böyle korumasız bırakmaya zorlanıp, Yunan hava kuvvetleri saldırdığında bir bir havacılık kabiliyetleri azalan, en sonunda da 10 km'den ötesini göremeyen bir kara gücüne evrilen bir Türkiye'nin ikinci aşamada ülke içinde kara ordusu imha edilmeye çalışılacaktır.

Bu noktada Hisar üretebildiğimiz ölçüde HSS-Hava aracı kapışması olur ki, tüm modern harekatlar ibrenin ne kadar saldırandan yana olduğunu tekrar gösterdi.

Yunan kolay kolay saldırıya geçemez orası ayrı. Ama hava taarruzları için gereken mühimmat desteğini alırsa Türkiye sınırları içinde de, bize hasar verecek hassas vuruşları yapabilirler. Bizi tüketip, yıldırmak için uzun süre bu saldırıları AB bütçesiyle tekrar edebilirler.

Bu yazdığım bizim için en kötü, Yunan için en ideal senaryo. Biz işin hiç bu noktaya hiç gelmemesini sağlamayı öncelemeliyiz.

Buda şimdilik "vurmakla bitirilemeyecek kadar çok siha" şeklinde ilerliyor.

En ideal senaryo değil ama daha değerli hava araçlarının vurulmaması için dolaylı bir etki yaratıyor şimdiden.

Ama felaket senaryosunun önüne geçecek asıl güç çarpanı F16'ların modernize olup artması olur.

İsmail Demir, Blok40'a Blok50'ye de Özgür uygularız diyor. Buna anlam verebilen birileri varsa, bizlere de açıklasın zira, ben sadece Blok30'ların kaynak kodlarına "yasal" olarak sahibiz diye biliyorum.

Böyle bir durum varsa zaten yeni uçaklar haricinde Blok70 hiç istemesek, ne varsa kendimiz modernize edip sadece gövde ömrü bitme noktasına geldiğinde SLEP-T kitleri alsak, "yerli-milli" söylemiyle daha uyumlu, daha mantıklı bir tercih olurdu gibi bir sonuç ortaya çıkıyor.

KARACI
Süvariler
Mesajlar: 230
Kayıt: 15 Tem 2021, 18:32
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen KARACI »

Tyras bey benim soylemek istedigim su idi ; ordu karsilastirmasi yapilirken, bu isin matematigine kafa yoranlar bilir, bir tarafta 2 filo daha modern ucak ve bununla ilintili muhimmatlar var diye diger butun parametreler devre disi kalmiyor. Yani ordu matematigi esittir cebir degildir. Ustunluk demek icin cok daha belirgin faktorler gerekir, butun bunlari gunumuz sartlari icin aciklayacagim bu arada, gelecekte ne olacak bence kimse bilemez simdiden. Bu cok cok uzun yazilar gerektiren bir konu aslinda kisaca bahsedeyim. Ornek ; hava ustunlugu mukayesesi salt jetlere bagli degildir ve filolari olusturan diger unsurlar, arti olarak bunlari destekleyen yer-hava angajmani, ag ve korumasi/dayanikliligi, EH, radarda yerlilik (burasi cok kritik), konuya yeni yeni dahil olan Siha kapasitesi vs gibi eldeki diger unsurlar da belirleyicidir. Bu kadar degil elbet, taktik ve doktrin sadece karanin degil havanin da başat konusudur, ilaveten pilot ve bakim idame tecrubesi, muhimmatta devamlilik, gece harekat tecrube ve bilgisi vs vs uzar da gider. Benim orada belirmek istedigim husus Rafael ve meteor, oldu ya bir filo da f35 gelirse ne yapariz öldük bittikcilere cevapti. Bunlar tabii ki hasimda kapasiteyi, bizde ise kaybi artiracak faktorlerdir lakin o kadar basit degil. Bir kere abd ornegi verilemez, abd kiyas degildir, abd ve digerleri vardir bunu herkes cok iyi bilmeli. Abd bir hava operasyonu yaparken her noktasi tastamam dolu platformlar ve cok ciddi bir tecrube ile yapiyor bunu, bir de kucuk abd var ki bence onlarin ardindan bunu en iyi yapan, dunyada hava kuvvetleri kabiliyeti olarak 2. sirada gelen İsraildir. Bu iki ulkeyi mukayese edeceksek bizim icin, evet ustunler. Yunanistan hicbir askeri matematigin, hicbir pratiginde Türkiye'ye karsi guncelde bir ustunluk kuramaz, buna inanin.
Ikinci kisma gelelim, artik hava gucu olmayan bir ordu 10 km den sonra Allah'a emanet degildir. Devir degisti o dediginiz eskidendi, simdi askerin elinde tasidigi alet sana 20+ km den goruntu aktariyor, tepedeki her katmanda bulut alti ve ustu insansiz sistemlerden aldigi veriyle 200 km ye atis yapiyorsun hocam, savaslar artik eskisi kadar birkac bilinmeyenli olmaktan cikti, denklem artik cok karisik, onlem artik cok daha zor. Saldiranin avantaji bariz fark yaratiyor sahada. Ornek ; Ukrayna'daki savasa bakin, hava kuvveti yok diyoruz denizin ortasinda gemi batiriyor, gorus otesine yerden yolladigi muhimmat ile koskoca ussu kevgire ceviriyor ve dahasi bununla ilgili gorsel ve lokasyon bilgisini, guncellemesini tepedeki 60-70 beygirlik unsurdan aliyor.
Yani yazdikca yazilir da okunmaz, sayfalar alir bunlarla ilgili hususlar hep arsivimizde, yillardir kafa patlatiriz, herkes gobek buyutmuyor :) yazdiklariniza külliyen karsi degilim bu arada, cok dogru noktalara dokunmussunuz, konuyu acmissiniz. Bu ara burada bazi arkadaslar Yunan ordusunu Ankara'ya yurutuyor, ya ben hicbir sey bilmiyorum ya da insanlar bilmedikleri konular hakkinda fazla iddiali, neyse..

Kullanıcı avatarı
Tyras
Süvariler
Mesajlar: 1365
Kayıt: 18 Haz 2014, 00:21
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Tyras »

KARACI yazdı: 14 Ağu 2022, 22:41 Tyras bey benim soylemek istedigim su idi ; ordu karsilastirmasi yapilirken, bu isin matematigine kafa yoranlar bilir, bir tarafta 2 filo daha modern ucak ve bununla ilintili muhimmatlar var diye diger butun parametreler devre disi kalmiyor. Yani ordu matematigi esittir cebir degildir. Ustunluk demek icin cok daha belirgin faktorler gerekir, butun bunlari gunumuz sartlari icin aciklayacagim bu arada, gelecekte ne olacak bence kimse bilemez simdiden. Bu cok cok uzun yazilar gerektiren bir konu aslinda kisaca bahsedeyim. Ornek ; hava ustunlugu mukayesesi salt jetlere bagli degildir ve filolari olusturan diger unsurlar, arti olarak bunlari destekleyen yer-hava angajmani, ag ve korumasi/dayanikliligi, EH, radarda yerlilik (burasi cok kritik), konuya yeni yeni dahil olan Siha kapasitesi vs gibi eldeki diger unsurlar da belirleyicidir. Bu kadar degil elbet, taktik ve doktrin sadece karanin degil havanin da başat konusudur, ilaveten pilot ve bakim idame tecrubesi, muhimmatta devamlilik, gece harekat tecrube ve bilgisi vs vs uzar da gider. Benim orada belirmek istedigim husus Rafael ve meteor, oldu ya bir filo da f35 gelirse ne yapariz öldük bittikcilere cevapti. Bunlar tabii ki hasimda kapasiteyi, bizde ise kaybi artiracak faktorlerdir lakin o kadar basit degil. Bir kere abd ornegi verilemez, abd kiyas degildir, abd ve digerleri vardir bunu herkes cok iyi bilmeli. Abd bir hava operasyonu yaparken her noktasi tastamam dolu platformlar ve cok ciddi bir tecrube ile yapiyor bunu, bir de kucuk abd var ki bence onlarin ardindan bunu en iyi yapan, dunyada hava kuvvetleri kabiliyeti olarak 2. sirada gelen İsraildir. Bu iki ulkeyi mukayese edeceksek bizim icin, evet ustunler. Yunanistan hicbir askeri matematigin, hicbir pratiginde Türkiye'ye karsi guncelde bir ustunluk kuramaz, buna inanin.
Ikinci kisma gelelim, artik hava gucu olmayan bir ordu 10 km den sonra Allah'a emanet degildir. Devir degisti o dediginiz eskidendi, simdi askerin elinde tasidigi alet sana 20+ km den goruntu aktariyor, tepedeki her katmanda bulut alti ve ustu insansiz sistemlerden aldigi veriyle 200 km ye atis yapiyorsun hocam, savaslar artik eskisi kadar birkac bilinmeyenli olmaktan cikti, denklem artik cok karisik, onlem artik cok daha zor. Saldiranin avantaji bariz fark yaratiyor sahada. Ornek ; Ukrayna'daki savasa bakin, hava kuvveti yok diyoruz denizin ortasinda gemi batiriyor, gorus otesine yerden yolladigi muhimmat ile koskoca ussu kevgire ceviriyor ve dahasi bununla ilgili gorsel ve lokasyon bilgisini, guncellemesini tepedeki 60-70 beygirlik unsurdan aliyor.
Yani yazdikca yazilir da okunmaz, sayfalar alir bunlarla ilgili hususlar hep arsivimizde, yillardir kafa patlatiriz, herkes gobek buyutmuyor :) yazdiklariniza külliyen karsi degilim bu arada, cok dogru noktalara dokunmussunuz, konuyu acmissiniz. Bu ara burada bazi arkadaslar Yunan ordusunu Ankara'ya yurutuyor, ya ben hicbir sey bilmiyorum ya da insanlar bilmedikleri konular hakkinda fazla iddialı, neyse..
Bu işin matematiği bahsettiğiniz gibi çok karışık. Öncelikle ilk silah patladıktan sonra biz hangi platformlardan-kabiliyetlerden-subaylarımızdan-sistemlerimizden yoksun olacağız, Yunan hangi kabiliyetlerinden, kiminden, neyinden yoksun olacak %100 bilemeyiz.

Savaştan sadece 1 gün sonra bizim elimizde şu var, karşıda şu var hesapları tamamen geçersiz olacak ve yenilenmesi gerekecek. Ve bu değişim çatışmamız bitene kadar hiç bitmeyecek.

Bizim Yunanistan'ı "boğacak" onların hiçbir hesabını tutmaz hale getirecek niceliğe ulaşma kapasitemiz var. Biz bu kapasiteye ulaşmakta hantal kalırsak veya kapasiteyi yanlış yönlendirirsek, Yunan'ın batı dünyasından gelecek desteklerle savaşı bizim için yıkıcı bir noktaya sürüklemesi riski var.

Bence bu nicelik artışını yaparken kara ve deniz ordusunu mümkün olduğunca sınırlı sayıda ve profesyonel tutup, platform artışını kara-havacılık, deniz havacılığı da dahil havacılık unsurları ile gerçekleştirmemiz bence büyük önem taşıyor. (*ekonomiyle ilgili bir durum, imkanımız olsa devasa bir donanma veya tank filosunu görmeyi niye istemeyeyim.)

Bence yeni obüslerimizin, tanklarımızın Orlan-10/Puma tarzı, maksimum atış menzillerinin biraz ötesini de gören bir drone'a sahibi olması ve bir nevi hem kendi sensörlerinden hemde drone'dan bilgi toplayabilen, üstelik bir komuta merkezine bağlı ihalardan da görüntü aktarımı alabilen, sahada mini bir komuta merkezine dönüşmesi, (ki Auto-loaderlara geçilip bir personel buraya aktarılabilir.) yeni tank veya obüslerin yüksek sayılarda hizmete alınıp sayıların aşırı arttırılmasından çok daha değerli görüyorum. (antika/standart dışı olanların yenilenmesi işini bu durumdan hariç tutuyorum)

Coğrafi derinliğimizi en verimli kullanabileceğimiz yöntem yine havacılık. Evet, Yunan'ın elinde uçak var diye bizim binlerce aracımız, tankımız topumuz buharlaşmıyor ama Van'daki Batman'daki, Tel Abyad'da olan, ve orada olması hayati önem arz eden bir zırhlı aracın, topçu sisteminin, uçaksavarın Yunan'a bir tehdit oluşturmadığını da kabul etmemiz gerekiyor.

Kara ordusunu Blitzkrieg tarzı sürpriz baskınlarla düşmanı şaşırtmayı becerebilen bir güç olarak değil, adım adım ihtiyatlı biçimde son temizliği yapan, "kazanılmış savaşın" kazanımlarını perçinleyen bir güç olarak görmeliyiz artık.

Oysa bir Akıncı'nın Batman'dan kalkıp Efes 2022'de hedef vurup aynı gün geri dönmesi oldukça "manidar" bana kalırsa.

Bu aletten ileride onlarca olacak ve ileride SOM ve Çakır taşıyacaklar, Türkiye'nin herhangi derinliğindeki bir hava üssünden kalkıp Yunanistan derinliklerine 100 km içeriden füze ateşleyip dönebilir ve bu işlemi Yunan pahalı oyuncaklarını riske edip, onları bekleyen HSS'lerimizin dibine sokulmadıkça defalarca tekrarlayabilir. Yanına Hürkuş-C gelir, Kızılelma gelir, gelidkçe elimiz güçlenir.

Bu noktada bizim HSS'lerimizle- avcı uçaklarımızla etkin biçimde hava sahamıza gireni tespit edip indirebilmemiz gerekiyor. İşte ince belimiz olarak görüp ısrarla saldırdıkları yer burası.

Yunan'ın "uçaksız bırakma" politikası amaçları öngörülebilir bir noktaya çıkıyor ve bu politika Yunan'ı Ankara'ya çıkarmasa da, bize kayda değer kayıplar yaşatabilir. Bizim de bu planın önünü almak için epey imkanımız-zamanımız mevcut, ama "hiçbirşey olmaz" noktasını geçmiş, yavaş yavaş bir yol haritası ortaya koyabiliyor olmamız lazım.

Örneğin, Trabzon-Yeniay donanma üssü konusunda konuşulmuştu. viewtopic.php?t=8008

Aksaz Yunanistan'a sıfır noktasında, riskli bir bölgede. Yunan savaş çıkarsa ilk burayı vuracağım diye bas bas bağırıyor. Gölcük boğaz geçişinin tam güvenliğine bağımlı bir noktada. İskenderun ise oldukça uzak.

Mavi Vatan politikası doğrultusunda Gazipaşa-Anamur civarına, HSS'lerimizce sağlam korunan, tamir-ikmal-bakım kabiliyetler geniş bir deniz üssü şart ötesi şart. Burası ikinci bir ülkenin gemisavar baskısı olmaksızın açık denizlere ulaşabildiğimiz, olası çatışmalardan sonra, toparlanıp geri organize olabileceğimiz en güvenli alan.

3 yıl önce başlık açıldığında neredeyse herkes aynı şeyi düşünmüş, söylemiş. Ama bir adım var mı ? yok.

Bazen göz göre göre gerekliliği ayan beyan ortada olan işlemleri de hayata geçirmekte hantal kalıyoruz. Bizi endişelendiren, Yunan'ı cesaretlendiren bir hal de bu hareket tarzı.

Tulga
Süvariler
Mesajlar: 928
Kayıt: 11 Eki 2016, 08:16
Yaş: 40

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Tulga »

Ukrayna-Rusya savaşı ile birlikte uluslararası konjonktürel durum bir daha eskisi gibi olmayacak. Özellikle pandemi ile başlayan, sonrasında Ukrayna-Rusya savaşı ile devam eden küresel enerji ve gıda arzı en üst seviyeye çıkmış durumda. Pandemi etkisi ve sonrasında Çin-Tayvan geriliminin en üst seviyelerde olduğu bu dönemde çip krizi tavan yapmış durumda. Elektronik ve otomotiv sektörleri, askeri silah sanayi, sağlık sektörü başta olmak üzere birçok sektör üretimi etkilenmiş ve küresel fiyat artışları görülmeye başlanmış durumda. Nadir toprak elementi ürünleri tedarikinde de benzer durum söz konusu. Doğalgaz arzının ateşsiz silah olarak devreye alındığı günümüzde AB'nin Rusya'dan doğalgaz tedariki %40 seviyelerinde. Bu miktarı alternatif tedarik mekanizmalarından sağlanabilmesi için gereken altyapı ve süre 10+ yıl. Beraberinde finansal piyasaların yaşadığı kırılgan yapı ve enflasyon baskısı nedeniyle üretim maliyetlerindeki artış ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Son dönemde OrtaAsya Türki Cumhuriyetleri doğalgaz ve petrol kaynaklarının Türkiye üzerinden geçen TAP ve TANAP güzergahlarından kapasite artışları ile sağlanması anlaşmaları yapılmakta. Mısır ve İsrail gazının maliyeti karşılar oranda AB'ye ulaşabileceği güzergah olarak Türkiye konuşulmakta. Gıda piyasasının belirleyicisi Buğday'ın önemli üreticileri olan Ukrayna ve Rusya ürünleri Boğazlardan geçmektedir. Son toplantı ile birlikte Ukrayna buğdayları gemileri Türkiye gözetiminde Boğazlar üzerinden dünyaya servis ediliyor.

Üretim maliyetlerinin 3 sene öncesine nazaran korkunç artışlara vardığı günümüzde savaş stratejileri yaparken yaşamsal döngünün farklı ayaklarını da askeri envanter sayılarına eklenmesi, fikir vermesi açısından faydalı olacaktır.

Askeri açıdan bakarken de küçük bir ilave yapmak istiyorum. Bunu birkaç defa daha belirtmeye çalışmıştım. Savunma sanayi altyapısı belli bir olgunluğa ulaşmış ülkeler, savaş alanında taktik saldırı yapmak için gerekli sistem ve mühimmatı üretebilme avantajına sahiptir. Beraberinde bu sistem ve mühimmatlar ile farklı konumlarda farklı senaryolar ile tatbikatlar yapabilmekte ve personelini bu yönde eğitebilmektedir. Dezavantajlı olduğu konulardaki eksikliğini avantajlı olduğu konulara ağırlık vererek farklı taktikler geliştirerek dezavantaj olarak görülen materyallere yönelik ilk saldırı ve imha seçeneğine sahip olmaktadır. Bunu defalarca yapabilecek ve farklı versiyonları sahaya sürebilecek imkana sahiptir. Buna ilaveten elektronik harp, ED/ET radar sistemleri, istihbarat ve gözetleme unsurları, tespit edilen ve dezavantaj olarak görülen askeri hedeflerin imhasını sağlayacak mühimmat ve sistemlerin savaş başlangıcı ve devamında kullanımı gibi birçok parametreye sahiptir.

Evet hava üstünlüğü cephede önemlidir. Lakin tek başına hava üstünlüğünü, daha donanımlı ve özellikli savaş uçağı belirlemez. Beraberinde birkaç veya onlarca parametrenin de o üstünlüğü sağlayacak saha avantajını sağlaması gerekmektedir. Birindeki üstün sayılan uçak diğerinin ED/ET sistemleri ile devre dışı bırakılabilir. Operasyonel altyapısının olduğu hava üs veya üsleri devre dışı bırakılabilir. İlave edilebilecek onlarca senaryo eklenebilir. Düşman ne kadar destek alırsa alsın kurulu düzeni bozulmuş her avantaj, tekrar yerine konulabilmesi için ciddi maliyetlere ihtiyaç duyar.

Enerji maliyetlerinin AB'de %400'lere varan oranda artışı, çip krizi, gıda krizi, finansal kırılganlık, faiz arttırılması, enerji tedarik mekanizmasındaki aksaklıklar vs... gibi savaş dışı ama savaşı ciddi oranda etkileyecek unsurları da dikkatlice hesaba katmak gerekir.

Ucuz kahramanlık ( Yunanistan ) ve sırt sıvazlayarak cephe önüne atma ( Avrupa Birliği ) dönemi eskiye oranla inanılmaz maliyetli olmuştur. Herkesin kahramanlığı elini cebine atıncaya kadardır...

Cevapla