ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Türk ve Dünya Savunma Sanayii ile ilgili genel konular, tartışmalar, haberler, görüşleriniz...
commandos
Süvariler
Mesajlar: 281
Kayıt: 22 Tem 2012, 14:07
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen commandos »

Bundan sonra yapışacak olan tek şey oturup beklemek ve mühendislerimize MMU konusunda sınırsız güvenmek. Başka çaremiz yok!

Antares
Süvariler
Mesajlar: 1886
Kayıt: 03 Kas 2015, 00:06
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Antares »

Yunanistan'ın yakında 40 adet F-35 siparişi çekeceğini ve bu verilecek uçakların arasında bizim için üretilen 6 adet F-35 in de olduğu iddiaları dolaşmakta. Eskiden olsa pek kulak kabartmazdım bunlara ama şimdi hiç bir şeye şaşırmam. Eğer ABD bu adamlara F-35 satarsa, denge politikasını çöpe atmış demektir.

Kullanıcı avatarı
baryshx
Üye
Mesajlar: 305
Kayıt: 20 Kas 2021, 23:17
Konum: Eskişehir
Yaş: 41

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen baryshx »

Antares yazdı: 30 Haz 2022, 14:29 Yunanistan'ın yakında 40 adet F-35 siparişi çekeceğini ve bu verilecek uçakların arasında bizim için üretilen 6 adet F-35 in de olduğu iddiaları dolaşmakta. Eskiden olsa pek kulak kabartmazdım bunlara ama şimdi hiç bir şeye şaşırmam. Eğer ABD bu adamlara F-35 satarsa, denge politikasını çöpe atmış demektir.
Denge politikası konusunda zaten biz baya dezavantajlıydık. Ortada denge falan yoktu, Türkiye'nin nüfusu, yüzölçümü ve en önemlisi de bulunduğu coğrafyaya göre.

Tabii, böyle bir dengesizliğin oluşmasında suçun büyük kısmı siyasi ve askeri yöneticilerimizin

delikpr
Süvariler
Mesajlar: 992
Kayıt: 25 Tem 2012, 02:03
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen delikpr »

Parlamen.TR yazdı: 30 Haz 2022, 10:40 Şu durumu üzülmeyecek Vatan Evladı Varmıdır ki ?

MMU Ölüm Kalım davası oldu artık.

Canti
Süvariler
Mesajlar: 3543
Kayıt: 24 Tem 2015, 20:21
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Canti »

delikpr yazdı: 30 Haz 2022, 17:45
Yahu yine üretsin Selçuk Abimiz ama biz o arada ne yapacağız onu düşünsün biraz... Selçuk Bayraktar ve temsil ettiği/parçası olduğu ne kadar geniş ve etkin olduğunu konusunda bir fikrim olmayan bir lobi olduğunu düşünüyorum. Sadece insansız hava araçlarından ibaret bir gelecek tasavvur ediyorlar ama böyle bir şey yok.

Kullanıcı avatarı
İstiklalFM
Genel Yetkili
Mesajlar: 3647
Kayıt: 10 Eki 2016, 00:19
Yaş: 25

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen İstiklalFM »


rifat52
Süvariler
Mesajlar: 1411
Kayıt: 21 Kas 2013, 14:29
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen rifat52 »


Kullanıcı avatarı
DELKU
Akıncılar
Mesajlar: 818
Kayıt: 11 Tem 2012, 16:10
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen DELKU »

Galiba yunanistan işgal edilmiş,
Zamanında 1 mart teskeresi geçmiş olsaydı bizim başımıza gelecek olan da buydu

rifat52
Süvariler
Mesajlar: 1411
Kayıt: 21 Kas 2013, 14:29
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen rifat52 »

Bunların terör yasası bir temmuz itibari ile geçerli değilmiydi ?

kabardey
Akıncılar
Mesajlar: 6898
Kayıt: 15 Tem 2012, 18:06
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen kabardey »

DELKU yazdı: 02 Tem 2022, 16:59 Galiba yunanistan işgal edilmiş,
Zamanında 1 mart teskeresi geçmiş olsaydı bizim başımıza gelecek olan da buydu
Üstat açıkçası ben buna katılmıyorum. Keza Yunan'ın durumu ile 1 mart durumu da çok farklı.

1 mart teskeresi karşılığında ABD çok ciddi tekliflerde bulunmuştu. Özellikle ABD-TR ortak çalışması ile Irak çapında btö'nin bitirilmesi ve daha sonrasında K. Irak bölgesinden ABD'nin tamamen çekilerek bölgeyi TSK'nin korumasına bırakması gibi çok cazip teklifler vardı. K. Irak'da belki de bir Türkmen Özerk bölgesi olacaktı. Karşılığında TSK'nın, Irak unsurlarına karşı çatışmama garantisi de verilmişti. Malum o dönemde, btö biz bitirmesini bilir diyen paşalarımız, uzmanlarımız ki, kendileri hala sağda solda çıkıp F-35 uçan soba borusudur filan derler, Türkiye'ye ciddi bir kazık atmıştır. Neyse.

Yunan'ın buradaki durumu ise, yakın bir gelecekte elinde sayısal anlamda asker miktarını istediği seviyede tutamayacağını Yunan'da çok iyi biliyor. Nüfus azalıyor ve yaşlanıyor. Yetiştirdiği bir avuç insanı da, İngiliz, Alman, Fransız kapış kapış götürüyor. Sonuçta bir şekilde ülke bütünlüğünü garantiye almak için, şeytanla anlaşmak durumunda kaldı. Önceden bu işi AB ile kotarmaya çalıştı ama orada da durum pek farklı değil. Büyük ihtimal ile bizde göreceğiz, Yunan istediği sayıda tank kullandıracak adam bulamayacak.

KARACI
Süvariler
Mesajlar: 159
Kayıt: 15 Tem 2021, 18:32
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen KARACI »

Çekiç Güç / 1991 derim, bilen bilir bilmeyen arastirabilir. Genctik o zamanlar, ne umutlar hayaller. Yıl oldu 2022 hala abd söz vermisti diyen var, enteresan...

kabardey
Akıncılar
Mesajlar: 6898
Kayıt: 15 Tem 2012, 18:06
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen kabardey »

KARACI yazdı: 02 Tem 2022, 18:16 Çekiç Güç / 1991 derim, bilen bilir bilmeyen arastirabilir. Genctik o zamanlar, ne umutlar hayaller. Yıl oldu 2022 hala abd söz vermisti diyen var, enteresan...
Elma ile armudu topladık, sonuç portakal mı çıktı yine? Aynı umursamazlık o dönemde de vardı, 1 mart döneminde de vardı. Sorunları çözmek yerine şikayet etmeyi çok seviyoruz.

KARACI
Süvariler
Mesajlar: 159
Kayıt: 15 Tem 2021, 18:32
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen KARACI »

Bu bir felsefe meselesi, butun meyveleri de toplasaniz cikacak sonuc sizin bakis acinizla alakalidir. Butun bu islerin, son 40 yilin kayiplarinin en buyuk sorumlusu bizati biziz, baska yerlerde aramam, bana gore bir bakis acisi degil. Ulusal menfaatler kimseye havale edilemez, kimsenin verdigi sozler uzerine bir gelecek tesis edilemez. Bize cok fazla soz verildi, ne vaatlerle buyuk heveslerle, aptalca bir guvenle kör olduk. Simdi bunlari mi sayalim tek tek, Torumtay pasadan girer Güreş pasadan cikariz, ayni seyleri konusur dururuz. Demem o ki birakin abd yi falan, bizi burnumuzun dibindeki menfaatlerimiz icin abd ye mahkum eden tum herkesi kastediyorum, karnım tok, genc arkadaslar iyi okusun bu tarihi. Birinci Korfez savasinda Özal'dan baska girelim diyen yoktu, 10 bin şehit veririz dendi, seyrettik, sonrası malum. Ben o donemleri yasadim hocam, sikayet degil bu, aksine kocaman bir ozelestiri. Türkiye, en yokluk donemlerinde dahi sahada oldugu hicbir zaman kaybetmedi, tek bir istisnasi yok. Bunun tersi olarak sahadan uzak durup, verilen sozlere guvendigi hicbir zaman da kazanmadi, bunun da istisnasi yok. Varsa hatirlatin.

Tulga
Süvariler
Mesajlar: 639
Kayıt: 11 Eki 2016, 08:16
Yaş: 40

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Tulga »

Doğan Medya Grubu'nun Demirören Grubu'na satılmasından 2 yıl öncesine ait Milliyet Gazetesi'nde yayınlanan 1 Mart Tezkeresi ile ilgili bir yazıyı paylaşmak isterim. Doğruları yanlışları konu içeriğinde detaylandıran bir yazı.

1 Mart Tezkeresi’nin bilinmeyen yanlarıHükümetin ve askerlerin iddiasının aksine 1 Mart Tezkeresi Türk askerine bölücü terör örgüt’ya karşı operasyon izni vermiyordu. bölücü terör örgüt’ya karşı silah kullanmayı yasaklayan Bush yönetimi, siyasi düzenlemelerde Türkiye’ye söz hakkı tanır mıydı?

26.02.2016 - 02:30|Son Güncellenme: 26.02.2016 - 02:30

ABD’de başlayan başkanlık seçimi sürecinde adaylar arasındaki geleneksel TV tartışmalarında, 2003 yılında Irak’ın işgali konusu hayli sık gündeme geliyor. Tartışmalarda, adayların hemen hemen hepsi, Irak’a yapılan müdahaleyi, yalan ve sahte gerekçelere dayanan gayrimeşru bir savaş olması, bunun ötesinde, Irak’ta büyük bir yıkıma, yağma ve soygun ile ülkeyi mahveden korkunç bir iç savaşa yol açması nedeniyle kınadılar ve Ebu Gureyb gibi işkence merkezlerinde insanlara yapılan alçaltıcı muameleleri yansıtan mide bulandırıcı fotoğrafların yayınlanmasının, ABD’nin itibar ve prestijini yerle bir ettiğini dile getirdiler.

Irak savaşına katılsaydık…

Irak savaşına başka bir pencereden bakan Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, fırsat düştükçe Türkiye’nin Amerika’nın yanında savaşa katılmamış olmasından dolayı duyduğu üzüntüyü dile getiriyor. Nitekim, Güney Amerika gezisi dönüşünde gazetecilere yaptığı şu açıklama dikkat çekici: “Irak’ta düşülen hataya Suriye’de düşmek istemiyoruz… 1 Mart Tezkeresi ilk anda kabul edilip Türkiye Irak’ta masada olsaydı, Irak’ın durumu böyle olmazdı… Ufku görmek çok önemli, şimdi Suriye’de bu iş ancak bir yere kadar böyle gider, bir yerden sonra böyle gitmez, hassasiyetlerimizi korumak zorundayız.”
Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu ifadeleri şöyle yorumlanabilir: Irak savaşına katılsaydık, barış masasına bizim de yerimiz olurdu; bu da bize Irak’ın düzeni hakkında söz hakkı sağlar ve ülkenin felaketli duruma düşmesini önlerdik. Türkiye de iyi bir konumda olurdu. Suriye’ye yönelik politikamız Irak’taki hatamızdan ders alınarak saptanmalı.

Temel dayanak Mutabakat Muhtırası

Ancak ben, Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu görüşünün hatalı olduğu kanısındayım. Görüşüm sağlam bir kanıta dayanıyor. Bu da, 1 Mart Tezkeresi’nin temel dayanağını oluşturan ve ABD ile imzalanmış bulunan Mutabakat Muhtırası’dır (MM). Anımsanacağı üzere, Tezkere’nin reddinden sonra Hükümet üyeleri ve dönemin Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, yaptıkları açıklamalarda “Tezkere’nin geçmesi halinde, Türk askeri birlikleri kuzey Irak’a girecek ve bölücü terör örgüt terör yuvalarını temizleyecekti… Şimdi bu imkânı kaybettik!..” diyerek hayıflandılar. Oysa bu sözler doğru değildi. Zira, MM, Türk askerinin, bölücü terör örgüt teröristlerine karşı, meşru savunma hariç, silah kullanmasını yasaklıyordu. Yani, Türk askeri kuzey Irak’ta dar bir kuşakta konuşlanacak, fakat bölücü terör örgüt unsurlarını izleyip imha etme yetkisine sahip olmayacaktı.

Şimdi, bu gerçek ışığında Cumhurbaşkanı’nın ifadelerini değerlendirelim… Ancak önce, ABD’nin Irak’ı işgalinin BM Güvenlik Konseyi kararına dayanmaması dolayısıyla gayri-meşru olduğunu, bu nedenle de ABD ile imzalanan MM’nın Anayasamızın 92. maddesine aykırı olduğunun altını çizelim. Bu durumda AKP Hükümeti’nin, Anayasa’nın ihlali pahasına, Irak’ı gece gündüz bombardımanla hallaç pamuğu gibi dövecek 255 ABD savaş uçağının ve Irak’a saldıracak 60 bin ABD askerinin topraklarımızda konuşlandırılmasına izin vererek ağır riskler üstlenirken, Washington’dan, Kandil de dahil tüm bölücü terör örgüt üslerinin yok edilmesini ve teröristlerin tasfiye edilmesi istemesinden daha makul bir şey olabilir miydi? Fakat Bush yönetimi, bırakın bölücü terör örgüt’nın tasfiyesini, Türk askerlerinin bölücü terör örgüt’ya karşı operasyon yapmasını yasaklayan bir anlaşmayı Türkiye’ye empoze etmiştir. Bu bağlamda, Hükümetin, bu denli riskli, adaletsiz ve hukuka aykırı bir anlaşmayı imzalamış olmasının, akıl ve izanla izahının mümkün olmadığını da belirtmeliyim... Bu gerçekler ışığında, Sayın Cumhurbaşkanı’nın hoşgörüsüne güvenerek kendilerine şu soruyu sormak isterim: Türkiye’nin en haklı olduğu bir alanda, ona böylesine haksız bir muameleyi reva gören Bush yönetiminin, savaş sonrasında Irak’ın siyasi düzenine ilişkin çalışmalarda Türkiye’ye söz hakkı vereceği umuduna kapılmak, aşırı iyimserlikten de öteye hayalperestlik olmaz mı?

Türk askerine Irak’ta verilen görev hakkında Türk kamuoyunun aldatıldığının ilk farkına varmam, ABD ile müzakereleri yürüten Büyükelçi Deniz Bölükbaşı’nın yazdığı “1 Mart Vakası Irak Tezkeresi ve Sonrası” başlıklı kitabını incelemem sırasında oldu. Bölükbaşı, kitabında, MM’nın analizini yapıyor ve bu kilit belgenin, Irak topraklarında derinliği 40 kilometreye ulaşan ve bölücü terör örgüt’nın kullandığı kamplar ile silah ve cephane depolarını kapsayan bir kuşağın Türk askerinin kontrolüne bırakılmasını öngördüğünü belirtiyordu. Bölükbaşı’nın altını çizdiği diğer önemli bir husus da, belgenin bölgedeki “Türk birliklerine resen bölücü terör örgüt unsurlarına karşı imha harekâtına girme yetkisi verdiği” idi.

Oysa, MM’nın Türk askeri birliklerinin hangi hallerde silah kullanabileceği hakkındaki 7. maddesinin “Kuzey Irak’taki faaliyetler” başlıklı (b) fıkrasının 3. paragrafı, Bölükbaşı’nın iddiasının tam tersine, Türk askerine, bölücü terör örgüt’ya karşı operasyon yapmayı yasaklıyor. Sözkonusu paragraf aynen şöyledir: “Alıcı taraf özel harekât kuvvetleri, terörist saldırılara, (bölücü terör örgüt/KADEK, kendini savunma hakkı ya da 4. paragrafta belirtilen durumlar dahil) cevap verme dışında, Irak kuvvetleri ve muhalif gruplarla herhangi bir çatışmaya girmeyecektir.”

‘Muhalif gruplar’la kastedilen kim?

Burada “alıcı taraf”la kastedilen Türkiye’dir. “Muhalif gruplar”la kastedilen, ABD işgal ordusuna direnen Saddam taraftarları ve diğer silahlı güçlerdir. Sözü edilen “4. paragrafta belirtilen durumlar” ise muhalif grupların saldırılarını veya muhalif gruplar arasındaki çatışmaları kapsamaktadır. Görüleceği üzere, MM’nın 7. maddesi, TSK’nin meşru savunma dışında, bölgedeki bölücü terör örgüt/Kadek unsurlarına karşı silahlı operasyonda bulunmasını engelliyor. Yani, Bölükbaşı kitabında resmen yalan söylüyor.

Gizlilik dereceli bir belge olan MM’nın metni Bölükbaşı’nın kitabının ekleri arasında yer almıyordu. Bu metni bir hayli aradımsa da bulamadım. Ancak, Sayın Fikret Bilâ’nın yazdığı “Ankara’da Irak Savaşları” adlı kitap imdadıma yetişti. ABD’nin Irak’a müdahaleye hazırlık sürecinde Ankara’da yapılan pazarlıkları tüm belgeleriyle açıklayan bu kitap yayınlanınca, Bilâ hakkında devletin gizli belgelerini yayınlamaktan ağır hapis talebiyle dava açılmış, fakat beraatla sonuçlanmıştı. Aradığım belge, yani MM metni, Bilâ’nın kitabının 7 sayılı ekini oluşturuyordu. Hemen belirteyim ki, Irak savaşı öncesinde Türkiye ile ABD arasındaki gizli müzakereleri ve ABD’nin manevralarını açıklayan bu fevkalade kitap, aynı zamanda TSK’nin savaşa katılma ve aktif olma isteklerinin şart ve gerekçeleri hakkında da detaylı bilgiler içeriyor ve bu meyanda dönemin Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün MM’nın kuvvetli bir savunucusu olduğunu da ortaya koyuyor.

Özkök de yanıltıyor

Nitekim Orgeneral Hilmi Özkök, 2012’de gazeteci/yazar Murat Yetkin’e verdiği röportajda, “Tezkere geçseydi çok farklı olurdu. ABD ile güzel bir Mutabakat Muhtırası hazırlamıştık…” dedikten sonra da şöyle devam etmişti:
“Tezkere geçseydi çok miktarda askerimiz yani 4-5 tugay (20-25 bin asker) Irak topraklarına girecekti. Zaten Özel Kuvvetlerimiz de oradaydı, onlar da takviye edilecekti. Sınır boyunca, özellikle geçiş alanlarında tampon bölge kurulacaktı. Ve uzun süre orada kalacaktık. Hem geçişler kontrol altında olacak, hem de gerektiğinde harekâtı oradan sürdürecektik… bölücü terör örgüt konusunda bugünkünden çok daha avantajlı bir konuda olacağımızı söyleyebilirim.” (Radikal-28. 08. 2012).

Özkök Paşa bu ifadeleriyle, hem “güzel” diye övdüğü MM’nın askeri birliklerimize bölücü terör örgüt’ya karşı silah kullanmayı yasakladığını gizliyor, hem de birliklerimizin bölücü terör örgüt’ya karşı harekâtta bulunacaklarını söyleyerek Türk kamuoyunu bilinçli olarak yanıltıyor…

İslam âlemi lanetlerdi

ABD’nin Irak’ı işgali, Türkiye’nin asla ortak olmayı istemeyeceği korkunç boyutları olan bir felakete yol açmış, Irak’ı parçalanma girdabına sokmuştur. ABD’nin Irak’a ayak bastığı andan itibaren körüklediği siyasi mezhepçilik ve mezhep kavgası bugün Ortadoğu’nun başına bela olan IŞİD Terör Örgütü’i doğuran şartları yaratmıştır. Yani IŞİD Terör Örgütü’in “kuvözü” Iraktır. İşgal sırasında bir ila 1.5 milyon sivil ölmüş; 2 milyon kadın dul kalmış; yetim sayısı 4 milyonu bulmuştur. Dünyanın üçüncü petrol zengini Irak’ın 26 milyona varan nüfusunun 7 milyonu hâlâ açlık sınırı altında yaşıyor. Bunlar, Bush yönetiminin inanılmaz basiretsizliği ve ABD askerlerinin korkunç gaddarlık, vahşet ve yağma hırsı sonucunda vuku bulmuştur. Türkiye, ABD’nin kuyruğunda bu insanlık faciasına katılsaydı, bu vebalin altından kesinlikle kalkamazdı. Tüm Arap ve İslam âlemi kıyamet gününe kadar Türkiye’yi lanetler, nefret duygularını ülkemize yöneltirdi...

kabardey
Akıncılar
Mesajlar: 6898
Kayıt: 15 Tem 2012, 18:06
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen kabardey »

Yani bu yazı diyor ki, Barzani, Türk devletinden daha akıllı olduğu için, çok daha iyi şartlarda bir anlaşma kopardı ve bu sayede K. Irak'ta özerk bölgenin başına tek aktör olarak geçti. Talabani galiba daha akıllıydı ki, oda Cumhurbaşkanı oldu. :lol:

Kullanıcı avatarı
baryshx
Üye
Mesajlar: 305
Kayıt: 20 Kas 2021, 23:17
Konum: Eskişehir
Yaş: 41

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen baryshx »

Üstteki yazıyı gördüm. İbretlik resmen, şaka gibi. Suriye'ye çok iyi planlarla girmişiz, belli oluyor, helal olsun valla. Tek plan Emevi namussuzlarının, Yezid'in yaptırdığı camide namaz kılmaktı herhalde.

Mesela Suriye savaşına katılıp kazandıklarımız arasında. Süleyman Şah türbesinin topraklarımızdan kaçırılması (Bunu hep diyeceğim), 5-10 milyon Suriyeli gelmesi ve ikinci eşekistana giden yol. :x

Irak savaşına katılmayıp, Suriye savaşına katılmamızın meyvelerini baya almışız.

Tugsat
Üye
Mesajlar: 41
Kayıt: 16 Kas 2018, 00:15
Yaş: 30

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Tugsat »

Bence kavram karmaşası ya da belirsizliği var. Muhalif gruplarından kasıt Saddam'a muhalif olan kürt partileri olabilir. Ki zaten bölücü terörist örgütü, ordu kuvvetlerini ayrıyeten dile getirmişler.

KARACI
Süvariler
Mesajlar: 159
Kayıt: 15 Tem 2021, 18:32
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen KARACI »

Suriye'de savas yoktu, onun tanimi ic savas ! ikisi ayni sey degil, Korfez savaslari ile hicbir benzerligi yok bu durumun. Ve, Suriye'ye fiilen mudahil olmadigimiz/olamadigimiz donem ile mudahale ettigimiz donem arasindaki farki idrak edebilmek zor olmasa gerek.

Kullanıcı avatarı
baryshx
Üye
Mesajlar: 305
Kayıt: 20 Kas 2021, 23:17
Konum: Eskişehir
Yaş: 41

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen baryshx »

KARACI yazdı: 03 Tem 2022, 00:28 Suriye'de savas yoktu, onun tanimi ic savas ! ikisi ayni sey degil, Korfez savaslari ile hicbir benzerligi yok bu durumun. Ve, Suriye'ye fiilen mudahil olmadigimiz/olamadigimiz donem ile mudahale ettigimiz donem arasindaki farki idrak edebilmek zor olmasa gerek.
Suriye'de en başından beri işin içindeydik, kardeşim Esad'dan birden dönüldü Bop kapsamında.

Arap baharı saçmalığı ile sözde özgürlük demokrasi, esasında dinci şeriatçı Amerikan köpeği yönetimler hedeflendi (Ekstrası da petrol), müslüman kardeşlerin destekleri ile...

Arap baharı geri tepti çoğunlukla, olan Suriye ve Libya'ya oldu.

Frost
Üye
Mesajlar: 260
Kayıt: 25 Tem 2012, 12:07
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Frost »

2009'da sınırdaki mayınların temizlenmesi için ihale açtığımız dakika Suriye meselesinde taraf olduk.

Kullanıcı avatarı
baryshx
Üye
Mesajlar: 305
Kayıt: 20 Kas 2021, 23:17
Konum: Eskişehir
Yaş: 41

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen baryshx »

Frost yazdı: 03 Tem 2022, 08:59 2009'da sınırdaki mayınların temizlenmesi için ihale açtığımız dakika Suriye meselesinde taraf olduk.
Onu da yazacaktımda, Suriye'ye özel değil diye yazmadım. İran sınırında da kaldırıldı.

Kullanıcı avatarı
Hayali
Üye
Mesajlar: 898
Kayıt: 10 Kas 2019, 20:08
Konum: Samsun-TR
Yaş: 26

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Hayali »

baryshx yazdı: 03 Tem 2022, 00:37 Suriye'de en başından beri işin içindeydik, kardeşim Esad'dan birden dönüldü Bop kapsamında.

Arap baharı saçmalığı ile sözde özgürlük demokrasi, esasında dinci şeriatçı Amerikan köpeği yönetimler hedeflendi (Ekstrası da petrol), müslüman kardeşlerin destekleri ile...

Arap baharı geri tepti çoğunlukla, olan Suriye ve Libya'ya oldu.
O dönem Suriye de gösteriler çatışmaya dönmeden, muhalefet Libya konusunda muhaliflere destek vermemizi, Tunus'ta kaçırılan trenin Libya da kaçırılmaması yönünde açıklamalar da bulunuyordu.

Suriye mevzusunda en büyük hata, kesinlikle BAAS yönetiminde, kimse ABD, İsrail, AB,Türkiye ve BOP demesin. BAAS kendini hala 1963,1982 yıllarında zannediyordu. Dünyanın değiştiğini idrak edemediler ve bu duruma düştüler.

rifat52
Süvariler
Mesajlar: 1411
Kayıt: 21 Kas 2013, 14:29
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen rifat52 »

rifat52 yazdı: 02 Tem 2022, 17:21 Bunların terör yasası bir temmuz itibari ile geçerli değilmiydi ?
Bu arada bunu paylaştım ancak adamlar Ankara'nın göbeğinde slogan atıp halay çekiyor. Gerçekten tutar dalımız yok. Dört kişi gözaltına alınmış ancak yeterli mi ?

rifat52
Süvariler
Mesajlar: 1411
Kayıt: 21 Kas 2013, 14:29
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen rifat52 »

Bunlar yine başlamış Türkiye'yi NATO'dan çıkarmaya hazır olun filan diye.
https://www.ft.com/content/f6292e9a-760 ... 75a873dbec

SametKomurcu
Üye
Mesajlar: 156
Kayıt: 18 Ara 2021, 01:42
Yaş: 22

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen SametKomurcu »

rifat52 yazdı: 11 Tem 2022, 10:00 Bunlar yine başlamış Türkiye'yi NATO'dan çıkarmaya hazır olun filan diye.
https://www.ft.com/content/f6292e9a-760 ... 75a873dbec
Türkiye, stratejik konumu ve önemli bir askeri güce sahiptir. Bizi NATO'dan atacaklarını sanmıyorum.

rifat52
Süvariler
Mesajlar: 1411
Kayıt: 21 Kas 2013, 14:29
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen rifat52 »

SametKomurcu yazdı: 11 Tem 2022, 13:22 Türkiye, stratejik konumu ve önemli bir askeri güce sahiptir. Bizi NATO'dan atacaklarını sanmıyorum.
Yazar sanırım yunan asıllı boş kendilerinin gazını almaktan başka bir şey değil.

PANZER
Üye
Mesajlar: 131
Kayıt: 12 Kas 2016, 13:58
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen PANZER »

https://turkishdemocracy.com/about-us/

Şu yapılanmanın hazırladığı bir makale.

rifat52
Süvariler
Mesajlar: 1411
Kayıt: 21 Kas 2013, 14:29
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen rifat52 »

PANZER yazdı: 11 Tem 2022, 23:59 https://turkishdemocracy.com/about-us/

Şu yapılanmanın hazırladığı bir makale.
İçerisi şampiyonlar ligi (!)

Kullanıcı avatarı
baryshx
Üye
Mesajlar: 305
Kayıt: 20 Kas 2021, 23:17
Konum: Eskişehir
Yaş: 41

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen baryshx »

PANZER yazdı: 11 Tem 2022, 23:59 https://turkishdemocracy.com/about-us/

Şu yapılanmanın hazırladığı bir makale.
Abdulkader Diliman denilen terörist, Amerika'daki bölücü terör örgüt, ypg ve kürt konularında her taşın altından çıkıyor. Amerika özenle seçip yetiştirmiş.

dna
Süvariler
Mesajlar: 244
Kayıt: 14 Mar 2016, 07:58
Konum: California
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen dna »

Bu websitesi fetöcü teröristlerin bir başka oyunu. Daha önce About Us kısmında bir kaçının ismi vardı şimdi baktım, onları da kaldırıp sanki ABD oluşumu gibi bir kamuflaja girmeye çalışmışlar. Şaşırmadım. Bu haberi Amerika filan diye değerlendirmeye almayın, bu da bir başka FETÖ oyunu ve kamuoyu tuzak denemesi. Türk kamuoyunu yanıltma amaçlı yabancı gibi görünün başka oyunları geçmişte olmuştu.

FT’ye de muhtemelen para karşılığı Opinion vs kısmına yazdırmışlardır. Ft.com’a girdim ve görünür yerde bulamadım.

Bu fetö itleri aynı Rum, Ermeni, Yunan lobisi neyse aynı şekilde ve koordineli olarak hemen hemen aynı mesajları yayıyorlar. NATO’nun bazı mevcut ve müstakbel üyeleri ile yapılan pazarlıklarda Türkiye’nin istediklerini alması (gerçekçi senaryolardan bahsediyorum) bunlara da girmiş demek ki. İnlemeye başlamışlar.

Bu arada başlarındaki terorist başı ölüm yatağında diyorlar. Doğruysa süper haber

kabardey
Akıncılar
Mesajlar: 6898
Kayıt: 15 Tem 2012, 18:06
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen kabardey »

Türkiye'de pek ilgilenen yok ama fetö ABD'de çok istikrarlı ve doğru adımları atarak çalışıyor. Biz şuan tamamen yenik durumdayız ABD'de. Malum orada da, fetö ile mücadeleyi eş dost akrabaya havale ettiğimiz için, bir halt olmuyor. Rezillik bu ülkenin göbek adı oldu.

rifat52
Süvariler
Mesajlar: 1411
Kayıt: 21 Kas 2013, 14:29
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen rifat52 »

kabardey yazdı: 12 Tem 2022, 11:58 Türkiye'de pek ilgilenen yok ama fetö ABD'de çok istikrarlı ve doğru adımları atarak çalışıyor. Biz şuan tamamen yenik durumdayız ABD'de. Malum orada da, fetö ile mücadeleyi eş dost akrabaya havale ettiğimiz için, bir halt olmuyor. Rezillik bu ülkenin göbek adı oldu.
Ek olarak buradan giden orada çalışan arkadaşlarım bile bunları söylüyor. Resmen oradaki Türk topluğunu ikiye bölünmüş fetöcü olan ve olmayan.

kabardey
Akıncılar
Mesajlar: 6898
Kayıt: 15 Tem 2012, 18:06
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen kabardey »

rifat52 yazdı: 12 Tem 2022, 13:24 Ek olarak buradan giden orada çalışan arkadaşlarım bile bunları söylüyor. Resmen oradaki Türk topluğunu ikiye bölünmüş fetöcü olan ve olmayan.
Yahu Türkiye'den giden siyasilerin yaptığı konuşmalar için, salondaki koltukları zorla oradaki iş adamlarını satan adamlardan ne mücadelesi bekleyeceksin. Rezilliklerin sınırı yok ABD'de.

İZCİ
Üye
Mesajlar: 136
Kayıt: 02 Eki 2020, 13:34
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen İZCİ »

Amerikadaki senatörlük yapısı esasen çok ilginç ve tehlikeli bir halde. (Amerika için) Çoğu senatörün Amerika öncesine dayanan etnik kimliği var ve tüm kararları bu kökeninin çıkarlarına göre alıyor veya çabalıyor. Bunun dışında bir de büyük şirketlerin finanse ettiği adamlar var. Amerika bu kimliklerin bileşke vektörü doğrultusunda gidiyor.

Peki kardeşim bizim hiç mi sevenimiz destekleyenimiz yok uluslar arası ortamda?

Hani bazı devlet başkanları olur ya tüm ülkelerde insanlar o kişiyi bilir ve sebebini dahi bilmeden nefret eder (Saddam, Kaddafi, Kim Yong İl vb.) işte o seviyeye geldik, getirildik. Uluslar arası ilişkilerde ülkenin kimliği, liderin kimliğinin gerisine düşünce ve kararlar o liderin sosyal ilişkilerine paralel gidince bu normal. (Esad’a karşı nedeni belirsiz nefretimiz, İsraile karşı gereksiz sertliğimiz, Mısırda ve Arabistanda kişisel bağlarla oluşan taraflaşmalarımız. Fransız Macron’a ve Hollandalı siyasetçilere sövüp durmamız)

Daha fethullahçılarla bağıntılı olarak Amerikayla olan ilişkilerin geldiği sarmal duruma değinmiyorum bile.

Benim fikrim; ülkemize değilse de yönetimimize düşman bir çok ülke var ve bize karşı tavırlarının değişmesi için lider kadronun değişmesini şart kabul ediyor olabilirler. Dolayısıyla F35, F16 veya yaptırım gibi benzeri konularda Amerikanın seçimlere kadar net bir cevap vermeyeceğini düşünüyorum.

Tulga
Süvariler
Mesajlar: 639
Kayıt: 11 Eki 2016, 08:16
Yaş: 40

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Tulga »

Dünya yönetimi 2. Dünya Savaşı sonrası paylaşılmış. Abd tüm hazırlıklarını yapıp savaşın son evresinde dahil olarak savasmaktan tükenmiş ülkelere karşı konvansiyonel ve nükleer etkisi ile galip gelmiş. Beraberinde Avrupa'dan İngiltere-Fransa, Galip gelen Rusya ile birlikte kendisi Baş At olmak kaydıyla hegemonya kurmuş. Buna ancak 1949 Nato kuruluşu nedeniyle Rusya karşı çıkarak soğuk savaşın başlamasına vesile olmuş. Araya Çin kaynamış ve Kore savaşı sonrası 5 ülke Güvenlik Konseyi daimi üyesi olarak tek söz sahibi olmuş.

Bu noktadan sonra bu 5 ülkenin çıkarlarına aykırı hareket eden, masaya 6. Olarak oturma eğilimine giren, bağımsız politika gütmeye çalışan her kim olursa düşman ilan edilmekte. Tiran, Diktatör, kişisel ismiyle tanımlanan rejim, anti demokratik yönetim sıfatları ile uluslararası algıda ülke tanımı belirlenmeye başlıyor. Bunun sonucu, o ülkelerin kitle iletişim araçları, politikacıları, yasal mercileri tarafından yapılan açıklamalar ve yönlendirmeler neticesinde toplumların bu ülkelere bakış açıları netleşiyor. Filmler, diziler, propagandalar en etkili yöntemlerdir.

Bir de sevilmenin, desteklenmenin ayrıcalığı vardır. Ülke olarak havada, karada, denizde, sınırda ve sınır ötesinde rekabetçi olmayan, başka ülke topraklarında tıpkı dünyayı yönetmeye adanmış bu 5 ülke gibi harekatlar ve kazanımlar elde etmeyen, yer altı zenginlik kaynaklarına sahip olmaya çalışmak yerine bunların kendi ülkesinden yok paraya geçişini sağlayabilen, iç ve dış ictihatlarini bu 5 ülkenin arzularına göre değiştiren, toplumları özgür ve politikadan uzak, kafalarını başka yönde tutmaya yarayacak gündemlerle meşgul edebilen, ihtiyacı olan ürünleri dışarıdan alan, kendine bahşedilmiş kategori ürünleri harici ürün üretmeyen, topraklarında yatan değerli madenlerin işletmelerini yabancı işletmelere veren, ekonomik göstergelerin sakin kalması için IMF ile anlaşma yapan, faiz ödeyerek hayatına devam etmeyi sorun etmeyen bir yapıda olmak gerek.

Ha bir de İsrail ile ön koşulsuz tam entegre müttefik ilişkisi olması lazım. Abd yahudi grubunu tam arkana almak için.

Bunları yaptığımız an kongrede de senatoda da geciremeyecegin alım yasası yoktur. Yeter ki kendine biçilen rolün dışına çıkma cüreti gösterme. Almanya gibi İspanya gibi Yunanistan gibi ol. Yoksa...

Kullanıcı avatarı
Hayali
Üye
Mesajlar: 898
Kayıt: 10 Kas 2019, 20:08
Konum: Samsun-TR
Yaş: 26

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Hayali »

Tulga yazdı: 16 Tem 2022, 11:12 Dünya yönetimi 2. Dünya Savaşı sonrası paylaşılmış. Abd tüm hazırlıklarını yapıp savaşın son evresinde dahil olarak savasmaktan tükenmiş ülkelere karşı konvansiyonel ve nükleer etkisi ile galip gelmiş. Beraberinde Avrupa'dan İngiltere-Fransa, Galip gelen Rusya ile birlikte kendisi Baş At olmak kaydıyla hegemonya kurmuş. Buna ancak 1949 Nato kuruluşu nedeniyle Rusya karşı çıkarak soğuk savaşın başlamasına vesile olmuş. Araya Çin kaynamış ve Kore savaşı sonrası 5 ülke Güvenlik Konseyi daimi üyesi olarak tek söz sahibi olmuş.

Bu noktadan sonra bu 5 ülkenin çıkarlarına aykırı hareket eden, masaya 6. Olarak oturma eğilimine giren, bağımsız politika gütmeye çalışan her kim olursa düşman ilan edilmekte. Tiran, Diktatör, kişisel ismiyle tanımlanan rejim, anti demokratik yönetim sıfatları ile uluslararası algıda ülke tanımı belirlenmeye başlıyor. Bunun sonucu, o ülkelerin kitle iletişim araçları, politikacıları, yasal mercileri tarafından yapılan açıklamalar ve yönlendirmeler neticesinde toplumların bu ülkelere bakış açıları netleşiyor. Filmler, diziler, propagandalar en etkili yöntemlerdir.

Bir de sevilmenin, desteklenmenin ayrıcalığı vardır. Ülke olarak havada, karada, denizde, sınırda ve sınır ötesinde rekabetçi olmayan, başka ülke topraklarında tıpkı dünyayı yönetmeye adanmış bu 5 ülke gibi harekatlar ve kazanımlar elde etmeyen, yer altı zenginlik kaynaklarına sahip olmaya çalışmak yerine bunların kendi ülkesinden yok paraya geçişini sağlayabilen, iç ve dış ictihatlarini bu 5 ülkenin arzularına göre değiştiren, toplumları özgür ve politikadan uzak, kafalarını başka yönde tutmaya yarayacak gündemlerle meşgul edebilen, ihtiyacı olan ürünleri dışarıdan alan, kendine bahşedilmiş kategori ürünleri harici ürün üretmeyen, topraklarında yatan değerli madenlerin işletmelerini yabancı işletmelere veren, ekonomik göstergelerin sakin kalması için IMF ile anlaşma yapan, faiz ödeyerek hayatına devam etmeyi sorun etmeyen bir yapıda olmak gerek.

Ha bir de İsrail ile ön koşulsuz tam entegre müttefik ilişkisi olması lazım. Abd yahudi grubunu tam arkana almak için.

Bunları yaptığımız an kongrede de senatoda da geciremeyecegin alım yasası yoktur. Yeter ki kendine biçilen rolün dışına çıkma cüreti gösterme. Almanya gibi İspanya gibi Yunanistan gibi ol. Yoksa...
+1
Bknz. Yunanistan: 350 milyar Euro borcu 189 milyar dolar GSYİH olmasına rağmen, denileni yapıyor. Milyarlarca dolarlık anlaşmalar downgrade versiyonlarda olsa geliyor.

Ylmz
Üye
Mesajlar: 80
Kayıt: 22 May 2022, 03:01
Konum: İstanbul
Yaş: 34
İletişim:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Ylmz »

Tulga yazdı: 16 Tem 2022, 11:12 Dünya yönetimi 2. Dünya Savaşı sonrası paylaşılmış. Abd tüm hazırlıklarını yapıp savaşın son evresinde dahil olarak savasmaktan tükenmiş ülkelere karşı konvansiyonel ve nükleer etkisi ile galip gelmiş. Beraberinde Avrupa'dan İngiltere-Fransa, Galip gelen Rusya ile birlikte kendisi Baş At olmak kaydıyla hegemonya kurmuş. Buna ancak 1949 Nato kuruluşu nedeniyle Rusya karşı çıkarak soğuk savaşın başlamasına vesile olmuş. Araya Çin kaynamış ve Kore savaşı sonrası 5 ülke Güvenlik Konseyi daimi üyesi olarak tek söz sahibi olmuş.

Bu noktadan sonra bu 5 ülkenin çıkarlarına aykırı hareket eden, masaya 6. Olarak oturma eğilimine giren, bağımsız politika gütmeye çalışan her kim olursa düşman ilan edilmekte. Tiran, Diktatör, kişisel ismiyle tanımlanan rejim, anti demokratik yönetim sıfatları ile uluslararası algıda ülke tanımı belirlenmeye başlıyor. Bunun sonucu, o ülkelerin kitle iletişim araçları, politikacıları, yasal mercileri tarafından yapılan açıklamalar ve yönlendirmeler neticesinde toplumların bu ülkelere bakış açıları netleşiyor. Filmler, diziler, propagandalar en etkili yöntemlerdir.

Bir de sevilmenin, desteklenmenin ayrıcalığı vardır. Ülke olarak havada, karada, denizde, sınırda ve sınır ötesinde rekabetçi olmayan, başka ülke topraklarında tıpkı dünyayı yönetmeye adanmış bu 5 ülke gibi harekatlar ve kazanımlar elde etmeyen, yer altı zenginlik kaynaklarına sahip olmaya çalışmak yerine bunların kendi ülkesinden yok paraya geçişini sağlayabilen, iç ve dış ictihatlarini bu 5 ülkenin arzularına göre değiştiren, toplumları özgür ve politikadan uzak, kafalarını başka yönde tutmaya yarayacak gündemlerle meşgul edebilen, ihtiyacı olan ürünleri dışarıdan alan, kendine bahşedilmiş kategori ürünleri harici ürün üretmeyen, topraklarında yatan değerli madenlerin işletmelerini yabancı işletmelere veren, ekonomik göstergelerin sakin kalması için IMF ile anlaşma yapan, faiz ödeyerek hayatına devam etmeyi sorun etmeyen bir yapıda olmak gerek.

Ha bir de İsrail ile ön koşulsuz tam entegre müttefik ilişkisi olması lazım. Abd yahudi grubunu tam arkana almak için.

Bunları yaptığımız an kongrede de senatoda da geciremeyecegin alım yasası yoktur. Yeter ki kendine biçilen rolün dışına çıkma cüreti gösterme. Almanya gibi İspanya gibi Yunanistan gibi ol. Yoksa...

@Tulga yorumunuz için teşekkürler ve saygılar...

Kısacası bu cüreti gösterebilmek için ekonomik açıdan sarsılmaman gerekiyor...? Çin bir dev olana kadar savunma sanayii konusunda bu kadar agresif ilerlemişmiydi? Peki bizim durumumuz farklı... Savunma saniyii milli yerli üretim diye bas bas bağrılıyor bunu tarım politikana, bilişime vs yayman gerekmez mi?

Ylmz
Üye
Mesajlar: 80
Kayıt: 22 May 2022, 03:01
Konum: İstanbul
Yaş: 34
İletişim:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Ylmz »

Ylmz yazdı: 16 Tem 2022, 23:23 @Tulga yorumunuz için teşekkürler ve saygılar...

Kısacası bu cüreti gösterebilmek için ekonomik açıdan sarsılmaman gerekiyor...? Çin bir dev olana kadar savunma sanayii konusunda bu kadar agresif ilerlemişmiydi? Peki bizim durumumuz farklı... Savunma saniyii milli yerli üretim diye bas bas bağrılıyor bunu tarım politikana, bilişime vs yayman gerekmez mi?
Aslında insanları bir araya getirebilecek diğer gelişim gösterilmesi istenilen dallarda formlar olmalı diye düşünmedim değil belki vardır bilmiyorum.
Tarım için
Bilişim için
Eğitim için
vs vs
Yönetim bu durumu bir düşünürse sevinirim.

İZCİ
Üye
Mesajlar: 136
Kayıt: 02 Eki 2020, 13:34
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen İZCİ »

Ylmz yazdı: 16 Tem 2022, 23:23 @Tulga yorumunuz için teşekkürler ve saygılar...

Kısacası bu cüreti gösterebilmek için ekonomik açıdan sarsılmaman gerekiyor...? Çin bir dev olana kadar savunma sanayii konusunda bu kadar agresif ilerlemişmiydi? Peki bizim durumumuz farklı... Savunma saniyii milli yerli üretim diye bas bas bağrılıyor bunu tarım politikana, bilişime vs yayman gerekmez mi?
Asıl savaş üretim, finans vs yoluyla oluyor ama biz bunun farkında değiliz. üretime dönük lokomotif sektör inşaat. Başrol oynadığımız bir yüksek teknoloji ürünü yahut enerji var mı? Yok. Onu geç ben bugün mercimek çorbası yapayım dedim mercimek Kanada menşeli. Kanada başbakanı olsan dersin ki bizim refah seviyesi süper; ne uğraşıcam mercimekle nohutla. Getirisi düşük... E öyle değilmiş demek.

Mustafa Kemal kurtuluş savaşını verdi başarıyla eyvallah ama asıl başarısı sonradan her alanda yaptığı reformlar olmuştur. Ardından da doğru düzgün çivi çakan pek yok.

Bu ülke halen kendi arabasını üretemiyor. İşadamlarımızda da üretim kültürü yok. İthal edip üstüne karla satan adama işadamı diyoruz.

Ylmz
Üye
Mesajlar: 80
Kayıt: 22 May 2022, 03:01
Konum: İstanbul
Yaş: 34
İletişim:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Ylmz »

İZCİ yazdı: 17 Tem 2022, 00:43 Asıl savaş üretim, finans vs yoluyla oluyor ama biz bunun farkında değiliz. üretime dönük lokomotif sektör inşaat. Başrol oynadığımız bir yüksek teknoloji ürünü yahut enerji var mı? Yok. Onu geç ben bugün mercimek çorbası yapayım dedim mercimek Kanada menşeli. Kanada başbakanı olsan dersin ki bizim refah seviyesi süper; ne uğraşıcam mercimekle nohutla. Getirisi düşük... E öyle değilmiş demek.

Mustafa Kemal kurtuluş savaşını verdi başarıyla eyvallah ama asıl başarısı sonradan her alanda yaptığı reformlar olmuştur. Ardından da doğru düzgün çivi çakan pek yok.

Bu ülke halen kendi arabasını üretemiyor. İşadamlarımızda da üretim kültürü yok. İthal edip üstüne karla satan adama işadamı diyoruz.
Kesinlikle katılıyorum fakat çivi çakan çakma girişiminde bulunan çok da ayakta kalan kalabilen pek yok gibi. Bu insanlara bedel ödettiriyorlar bu farkındalığa sahip olmak ve neyle mücadele edildiğinin farkına varmak cidden çok önemli arkadaşlar.

Yazdıktan sonra güncelleme gereksinimi duyuyorum mazur görün.

O sebepledir ki bilgiyi ve yapılması gereken şeyleri toplumun geneline yayarsak devlet kademelerinde yönlenen girişimler sadece o kişiye bağlı olmadığı için halkın genelinden gelen bir duruş sergilendiği için bu insanların ayağı kolay kolay kaymaz kaydıramazlar diye düşünüyorum.

dum
Akıncılar
Mesajlar: 2731
Kayıt: 18 Tem 2012, 23:36
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen dum »

Şimdi görebildiğim kadarıyla kısa ve orta vade seçenekleri ve olabilecekleri sıralayayım ;

1. Ağustos veya eylül gibi Suriye'ye gireriz veya göremeyiz.
A. Rusya ile gıda güvenliğini kurmak için Fırat'ın batısına değil , batısına gireriz.
B. Rusya'ya zıt giderek , Amerika'ya restlesmeden Fırat'ın batısındaki (tel Rıfat/menbic) alana gireriz.
C. İkisiyle de zıt gitmez ve girmeyiz.

2. Fırat'ın batısına girersek ;
A. ABD ile vasat ilişkimize devam eder ve bir ihtimal f-16 anlasmasini al takke ver külah yaparız. İlişkimizin 2060+'a kadar devam edeceği tescillenir.
B. Rusya ile ters düşeriz, Suriye rejimi idlibde taarruza geçebilir. Eş zamanlı olarak Ermeniler zengezuru açmaz ve karabağın silahsızlandırmasını durdurur. Ortalık Meksika açmasına döner.
C. Gıda anlaşması yatar, Rusya Ukrayna'ya destek oluyorsunuz diye bize cephe alabilir. Turizm, domates, Nükleer santral ve gaz işi bozulur. Libyada yeniden bir hareketlenme olup denge bozulabilir.

3.Fıratin doğusuna girersek ;
A.f-16 işi yatar.
B.rusya ile sessiz ticaretimiz devam eder, Avrupa ve ABD'den yaptirim yemeye başlarız. Caatsanin diğer maddeleri de işleme alinabilir.
C. zengezur koridoru açılır, karabağdaki Ermeni mevzileri boşaltılır, yeni Laçin koridoru açılır .
D.firatin doğusuna tam girersek ABD operasyonlarını ıraka kaydırır, Kıbrıs , Doğu Akdeniz, ege, soykirim iddiasına dayalı mahkemeler gibi enstrümanlarla sıkıştırabilir.

4.iran başlığında;
A.firatin batısına girmememiz sonucu Rusya ile anlaşırsak ve Zengezurun açılması ile; İran Azerbaycan ve Türkiye aleyhine faaliyetlerini artırır. Kuzey Irak'taki taraftarları vasıtası ile Kerkük/Musul, ve bölücü terör örgüt vasıtası ile yurtiçi eylemleri artırabilir.
B.firatin batısına girmemiz sonucu zengezur acilmasa da, halep civarinda , Hizbullah vasıtası ile ve Irak'taki İran taraftarlari ile Musul/Kerkük baskı altında olacaktır.

5. Doğu Akdeniz faslında ; gaz bulmamız ve rakip olacağımız sebebiyle ABD, Rusya, İran, ırak, Suudi,bae,katar, mısır ve İsrail araştırma yapmamızı istemez.
Pay alamayacağı için ve helenizm cokecegi için Yunanistan istemez. İsrail red veya kabul etmez. Bizimle ticaret, yunanla eğitim yapmaya devam eder.

6. Solcuların ağırlıkta olduğu Almanya ve Fransa Rusya'ya karşı menfaatine olacak Akdeniz gazının bir an evvel çıkması olasaligina rağmen, bu durumda dahi ab suları teziyle devam eder ve bizim cikarmamizi istemez.

7. Enerjide bağımsız ve çeşitli olmak için ;
A. nükleer santral(%15-20) , HES yatırımları (%30), güneş ve rüzgar ( %10-15) , kömür, petrol (%15-20) ve doğalgaz (%25-30) oranlarını yakalamak gerekiyor.
B. Ortaasya, Hazar , mezapotamya,Doğu Akdeniz gaz ve petrolünü Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaştırmak ve koridor ile musluğun sahibi olmak çok önemli.
C. Enerji ithalini azaltmak ve yerli üretmek cari açık kapanması, rezerv artması, askeri projeler ve ekonomi için çok önemli.

----_----

Make your choice.!!!

-----------

Benim seçimim şöyle ;
1. İvedi olarak (seçime kadarki sürede) , hem Fırat'ın batısına hem doğusuna tam olcekle girerek Fırat sinir olmak üzere ypg'yi ezerek doğuya (musula) sürmek.1 yıl.

2. Cevabı olarak aynı dönemde Rejimin idlibe girmesine gel gel yapıp onları örgütlerle carpistirip, ucu ösoya dayandığı da halep dahil olmak üzere idlib (astanadaki) sınırına kadar rejimi geri sürmek.1 yıl.

3.cevabi olarak Rusya Ermenistan'a zengezur koridorunu actirmazsa, ve karabağı silahsizlandirmazsa azerbaycanla beraber zengezurda silah ile koridor kurmak ve lafını kapatmak. 2,5 yıl. Anlaşmanın biteceği 2025'te.

4.buna cevap olarak İran azerbaycana müdahale ederse veya proxileri ile Irak'ta eylemlere girisirse. (Rusya in Ukraynadaki mesguliyeti ve zaafiyetinden de istifade etmek için hızlandirilabilir)(2-3 yıl)

A. Merkezi irak hükümeti İran'a ve proxilerine engel olmazsa Musul/Kerkük/telafer/Sincar(Türkeli) bölgelerinde güvenliği sağlamak. (Öso ve köpekistan federasyonu yardımı ile) (İran sebep verirse 2-3 yıl)

B. İran azerbaycana veya Irak'ta bize müdahale ederse hava harekatı ile ve iç ayaklanmalar ile g.azerbaycan ve İran köpekistan'ın da istikrarsizlik yaratmak ve tercihen BM kararı ile , eğer olmuyorsa İsrail ve suudi desteğiyle İran'ı Güney Azerbaycan, köpekistan,Belucistan ve Pers cumhuriyeti olarak 4'e bölünecek şekilde vurmak. (İran'ın tercihine bağlı 3-10 yıl)(Bu vesileyle batı ile de anlaşırız belki) Özbek sınırındaki 3-4 milyon Sünni Türkmen ve Kıpçak Turkeline yerleştirilebilir. (3-10 yıl)

C. Güney azerbaycanı bağımsız devlet olarak tanıtma, (karşılığında belkide Erbil/Süleymaniye/revandüz/ran köpekistan'ın da köpekistan'ın da bağımsızlığı olabilir )
D.guney Azerbaycan, Türkeli ve köpekistan bölgelerindeki gaz ve petrol faaliyetlerinde Hatrı sayilir bir ortaklık alınabilir. (3-10 yıl)

Velhasıl guneyimizde ve doğumuzda Azerbaycan(10),g.azerbaycan(30),köpekistan(10),Türkeli(4), Gürcistan(3), Özgür Suriye (10) olmak üzere 100+ milyonluk bir güvenlik, ticari ortaklik, askeri ortaklık, kültürel ortaklık çevresi oluşturulabilir. Rusya, Afganistan, Arap coğrafyası ile direk bağımız ve sınırımız olmaz.
Doğuyu güvenliğe alan, ve enerji bağımsızlığını kazanan Türkiye Orta/uzun vadede batısına sert sert bakabilir. (5-10 yıl)

Hayal mi?

Hukuka dayandırarak (madde-51 meşru mudaafa) arka arkaya Suriye ve kuzey ırak meseleleri halledilebilir. Eğer İran açıktan aklını yitirirse İran da bitirilebilir. 1000 yillik Milli, ekonomik,düzensiz göç ve güvenlik sorunlarımız halledilmiş olur.

Olur mu ? Olmaz..

F-16 dilenmeye , sonuçsuz mücadelelere devam.

Siyasi bir netice hedefleyen askeri harekat olmaz.. 2015 hendek operasyonlarindan beri binlerce şehit verdik . Sadece 3000+ tane Azerbaycan'da. Öso'yu da sayarsaniz sayı daha da fazla. Bu işin bir neticesi olması lazım.

ABD, Rusya,Fransa ve İran'a bu kayıpları ödetmek ve onları bir sekilde bizimle sınırı olan coğrafyadan defetmek lazım.

Kullanıcı avatarı
baryshx
Üye
Mesajlar: 305
Kayıt: 20 Kas 2021, 23:17
Konum: Eskişehir
Yaş: 41

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen baryshx »

Bana göre güney ve doğu sınırlarımıza Çin seddi gibi bir şey yapmamız lazım Akdenizden, Karadenize kadar. Önüne de lazer ve mayın, üstüne radarlar, hssler, seyir ve balistik füzeler, önce güvenliğimiz. Bu coğrafya iğrenç bir yer, çatışmalar ve anlaşmazlıklar açısından.

Kullanıcı avatarı
Sanchez
Site Başkanı
Mesajlar: 10017
Kayıt: 11 Tem 2012, 02:06
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Sanchez »

Çin Seddi Moğollar'ı durdurmadı. Bugüne dek kimse duvar çekerek sorunlarını çözemedi. Proaktif olmak elzem.

Kullanıcı avatarı
baryshx
Üye
Mesajlar: 305
Kayıt: 20 Kas 2021, 23:17
Konum: Eskişehir
Yaş: 41

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen baryshx »

Sanchez yazdı: 18 Tem 2022, 18:00 Çin Seddi Moğollar'ı durdurmadı. Bugüne dek kimse duvar çekerek sorunlarını çözemedi. Proaktif olmak elzem.
Benim dediğim teknolojik bir sedd/duvar. İçinde yukarıda saydığım füze türleri, üzerinde büyüklü küçüklü radarlar, ülkemize yapılacak olası seyir füzesi saldırılarını ve insan geçişlerini engellemek için sistemler. Yani Güney ve doğumuzu tamamen kapatma, istediğimizde açılıp tankların geçirilebileceği gibi şeylerde opacak tabii. Üzerinde mühimmat araçlarının gidip gelebileceği, yüksek yerlerinde radarlar yerleştirme.

O coğrafyadan kendimiz kökten soyutlamamız gerektiğini düşünüyorum. Kara, tren yolları, boru hatları ve tüneller hariç.

dum
Akıncılar
Mesajlar: 2731
Kayıt: 18 Tem 2012, 23:36
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen dum »

Duvar , tel, mayın vb.. uzun vadede işe yaramaz. Yukarıda yazdım; 1.hat komşu ülkelerimizi bir nevi tampon gibi kullanmak lazım. Sınırını korumiyor ve düzensiz göçe engel olmuyorsa böler kullanırız. Gürcistan/ermenistan/azerbaycan Rusya'ya karşı,
İran (işini yapmıyorsa Güney Azerbaycan) +ırak (işini yapmıyorsa gerekirse köpekistan ve Türkeli) Afganistan'a ve Asya'ya karşı + Suriye (işini yapmıyorsa Özgür Suriye) Arap Yarımadası ve Afrika'ya karşı + KKTC Rum kesimine karşı + Bulgaristan,Romanya, Ukrayna Sırp ve Rusyaya karşı,

Yunanistan tek hedef kalmalı.. etrafındaki Makedonya, Kosova ve Arnavutluk çembere dahil edilmeli.
En son dum tarafından 18 Tem 2022, 19:47 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Canti
Süvariler
Mesajlar: 3543
Kayıt: 24 Tem 2015, 20:21
Yaş:

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Canti »

Duvarla falan göç durmaz. Buraya göçme niyetinde olan bir adam ülke içinde kendine herhangi bir imkan sağlanmayacağını bilirse gelemez ya da gelirse bile gider. Önemli olan içteki göçmen politikası, sınır güvenliği tabi önemli ama taşkını durdurmanın yolu her şeyden önce selin oluşmasını engellemek.

Tulga
Süvariler
Mesajlar: 639
Kayıt: 11 Eki 2016, 08:16
Yaş: 40

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Tulga »

Canti yazdı: 18 Tem 2022, 19:00 Duvarla falan göç durmaz. Buraya göçme niyetinde olan bir adam ülke içinde kendine herhangi bir imkan sağlanmayacağını bilirse gelemez ya da gelirse bile gider. Önemli olan içteki göçmen politikası, sınır güvenliği tabi önemli ama taşkını durdurmanın yolu her şeyden önce selin oluşmasını engellemek.
Ben de tam buna benzer bir düşünce sunacaktım. Ekonomik nedenlerin yanında siyasi bir yanı da var göçmen politikamızın. Önce bunu değiştirerek başlamak lazım. Bu adamların paralı olanları biliyor ki onlara göre 3-5 kuruş olan 250-400 bin dolarla daire satın alarak yatırım yapmış ve oturum hakkı almış olacak. Ardından türlü türlü iş kollarına girip işyeri açarak para kazanmaya başlayacak. Devamında kendi memleketinden adam getirerek elemanı yapacak. Onun aileleri de gelecek. Her ilde her ilçede kendi gettolarını kuracaklar. Bir yandan ticari faaliyetle para kazanacaklar bir yandan da ülkenin kur politikası sayesinde muazzam bir yaşam sürecekler. Üzerine de sosyal medyada yerel halkın sinir uçları ile oynayabilecekleri ekonomik yaşam düzeyi videoları çekecekler. Bulundukları bölgede nüfus artışına bağlı olarak ileriki döneme hazırlık yapacaklar.

İlk yapılacak olan pasaport ile giriş yapmamış sınırı geçerek kaçak yolla girmiş herkes toplanarak sınır göçmen merkezlerine gönderilecek. Sınırdışı edilerek sınır muhafaza noktalarına kayıt edilecekler. Ardından ülke içerisine kayıt ile alınan göçmenlere gelecek.

Bunun için de son operasyon ile Tel Rıfat, Aynel Arab, Ayn-isa, Münbiç, Kamışlı ve Malikiye alınarak önce ve derhal sınır mülteci kamplarındaki tüm göçmenler göç öncesi yerlerine gönderilecek. Daha sonra tüm illere yayılmış olan daire satın almış, iş yeri açmış, kendi yaşam mahallelerini oluşturmuş göçmenler için oturum süresi belirlenecek. 2 yıl sonra sona erecek oturum tekrar verilmeyecek. Süre sonuna kadar satın almış olduğu ve işlettiği işyeri devir işlemleri satış vs için zaman verilecek. Süre sonunda devredilmemiş herşey TMSF'ye devredilerek satışa çıkarılacak.

Suriye kuzeyinde SMO yanlısı kurulan hükümet yetkilileri geri gelen aileleri savaş öncesi yerlerine, yerleri başka bölgelerde kalanlar için de arazi ve yaşamsal imkanlar sunacak. Bunu da bölgede çıkarılan petrol ve tarım ürünleri satışı ile elde edecekleri kazançla yapacaklar. Ufak ufak kendi ekonomilerini ve yaşamsal süreci düzene oturtacaklar.

Burada kalmasına müsade edilecek olan sadece vatandaşlık verilmiş birkaç yüzbin ile sınırlı olacak.

Yabancı işçi çalıştıran yerel işyerleri firmalar fabrikalar oteller tüm sektör temsilcileri bir defaya mahsus uyarılacak. Belirlenen süre sonuna kadar istihdam boşluğu oluşturularak kendi vatandaşından işe uygun özellikte olanlar işe alınacak.

Sınır güvenliği ise tüm bunlar yapılırken tekrar etmemesine yönelik yapılacak. Yaklaşık 8-10 milyon insandan bahsediyoruz. Çok önemli sorunların ana kaynağı ama malesef gündem o kadar yoğun ki birçok sorunun ana kaynağı olduğunu unutuyoruz.

Kullanıcı avatarı
baryshx
Üye
Mesajlar: 305
Kayıt: 20 Kas 2021, 23:17
Konum: Eskişehir
Yaş: 41

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen baryshx »

Siz tabii sınır güvenliğimiz var olduğunu düşünerek yazıyorsunuz, normaldir böyle düşünmeniz.

Ben bu işin partilere de bırakılmaması gerektiğini düşünüyorum. Böyle saçma sapan açık kapı/sınır uygulaması yapanlara, bu seddi örerek de engel olunabilir. Gelen bir hükümet yıkım kararı almadıkça.

Sadece sınır kapısından geçebilecek türde, başka hiçbir türlü geçilmeyecek şekilde yapılan bir şey hayal ediyordum.

Neyse, öylesine bir düşünce işte.

Kullanıcı avatarı
Hayali
Üye
Mesajlar: 898
Kayıt: 10 Kas 2019, 20:08
Konum: Samsun-TR
Yaş: 26

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen Hayali »

baryshx yazdı: 18 Tem 2022, 20:15 Siz tabii sınır güvenliğimiz var olduğunu düşünerek yazıyorsunuz, normaldir böyle düşünmeniz.

Ben bu işin partilere de bırakılmaması gerektiğini düşünüyorum. Böyle saçma sapan açık kapı/sınır uygulaması yapanlara, bu seddi örerek de engel olunabilir. Gelen bir hükümet yıkım kararı almadıkça.

Sadece sınır kapısından geçebilecek türde, başka hiçbir türlü geçilmeyecek şekilde yapılan bir şey hayal ediyordum.

Neyse, öylesine bir düşünce işte.
Bu insanları öldürmekdikçe (ki bunu tasvip etmiyorum.) Sınırlardan geçişleri engellemek mümkün değil . Bu gerçeği bir oturtalım.
Avrupa arada Akdeniz olmasına rağmen, yılda Yüzbinden fazla göçmenin geçişine engel olamıyor.Gerisini varın siz düşünün...
İlk olarak Iraklı göçmenler gönderilmeli. Sonuç olarak savaş bitti. Irak hükumeti kontrolü sağladı. IŞİD Terör Örgütü tehlikesi minimize oldu.


Suriyeli göçmenler için ise, TCnin elini değil, gövdesini koyması gerekecek. Halep başta Hama Humus Tabka,Rakka gibi kentleri alması gerekiyor ki 4.5 milyon + sınırımızda bekleyen 3.5 milyon insan kendi kendine bakabilsin...

Afganistan için ise; ketumum sonuç olarak Güney Türkistan Bölgesinden gelen birçok Türk var. Ama çok sıkıntılı bir konu ...

JNG90
Üye
Mesajlar: 178
Kayıt: 28 Haz 2021, 04:53
Yaş: 30

ABD-Türkiye Krizi | Türkiye'nin NATO'dan Çıkması ve Eksen Kayması

Mesaj gönderen JNG90 »

Hayali yazdı: 18 Tem 2022, 22:59 Bu insanları öldürmekdikçe (ki bunu tasvip etmiyorum.) Sınırlardan geçişleri engellemek mümkün değil . Bu gerçeği bir oturtalım.
Avrupa arada Akdeniz olmasına rağmen, yılda Yüzbinden fazla göçmenin geçişine engel olamıyor.Gerisini varın siz düşünün...
İlk olarak Iraklı göçmenler gönderilmeli. Sonuç olarak savaş bitti. Irak hükumeti kontrolü sağladı. IŞİD Terör Örgütü Terör Örgütü tehlikesi minimize oldu.


Suriyeli göçmenler için ise, TCnin elini değil, gövdesini koyması gerekecek. Halep başta Hama Humus Tabka,Rakka gibi kentleri alması gerekiyor ki 4.5 milyon + sınırımızda bekleyen 3.5 milyon insan kendi kendine bakabilsin...

Afganistan için ise; ketumum sonuç olarak Güney Türkistan Bölgesinden gelen birçok Türk var. Ama çok sıkıntılı bir konu ...
Sınırdakilere sen ateş açmak zorunda değilsin. Otonom sistemleri koyar, kill zone ilan edersin. Sınıra 5 km den fazla yaklaşan canlı olan her şey ölür. Bunun için dev kuleler, sürekli anons geçen ses sistemleri vs. de olacak tabii ki.

Buna rağmen o bölgeye giren olursa da kendi bilir.

Cevapla